Lokman Hekim’e hastasını tedavi ettiren kişi, “Daha çabuk iyileşmesi için hastamıza ne yedirelim ne yedirmeyelim?” diye sorunca, Lokman Hekim şu cevabı verir; "Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz yedirin!"

29 Ocak 2009 Perşembe

Vatandas Türk Osman Osman Bey


Vatandas 'Türk Osman' Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin
alarmiyla gözlerini açti.
Puffy yorganini kaldirdi.
Hugo Boss pijamalarini
çikarip Adidas terliklerini giydi.
WC'ye ugradiktan sonra banyoya geçti.
Clear
sampuan ve Protex sabunuyla dusunu aldi.
Colgate ile dislerini firçaladi .
Rowenta ile saçlarini kuruttu.
Bill's gömlegini ve Pierre Cardin takimini giydi.
Lipton çayini içti.
Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri
izledi.
Citizen kol saatine bakti. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai
otomobiline bindi.
Blaupunkt radyosunu açarak, rock müzigi buldu. Agzina bir
Polo seker atti Sehrin göbegindeki Mega Center'daki ofisine varinca, Casper
bilgisayarini çalistirdi.
Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy' dan Nescafe 'sini
istedi.
Saat 10.00'a dogru açligini yatistirmak için Grisini yedi.
Öglen Wimpy's
Fast Food kafeteryaya gitti.
Ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye
indirdi.
C amel sigarasini yakip Star gazetesini karistirdi.
Aksam-üzeri is çikisi
Image Bar'a ugrayip JB 'sini yudumladi, sonra kösedeki Shopping Center'a ugradi.
Esinin siparis ettigi Persil Supra deterjan, Ace çamasir suyu, Palmolive
sampuan, Gala tuvalet kagidi ,
Sprite gazoz ve Johnson kolonyayi alarak kasaya yanasti.
Bonus kartiyla faturayi ödedi.
Hafta sonu esi Münevver'le Galleria'ya
giden Osman Bey, Showroom'lar dolasip Kinetix ayakkabi,
Lee Cooper blue jean satin aldi.
Aksam evde bir gazetenin verdigi TV Guide' a göz atan Osman
Bey,kanallar arasinda zapping yaparak, First Class, Top Secret,Paparazzi gibi
programlar izledi.
Ayni anda Outdoor dergisini karistirdi. Saat 22.00'ye dogru
Show'da Türk dili üzerine panel basladi.
Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu
kapatip yatak odasina geçerken, kendini mutlu hissetti.
' Ne mutlu Türk'üm diyene!'
diye gerindi ve uyudu.
Hala da uyuyor..


iyi uykular sevgili milletim

BAŞBAKANA AÇIK MEKTUBU...



MELİKE İLGÜN'ün BAŞBAKANA AÇIK MEKTUBU...
(www.gazeteport.com)

Ben politikacı değilim, olmaya da hiç niyetim yok.

Zira politik bile davranamam.
Hatta o hususta özellikle beceriksizim.
Ama size sizi anlatabilmek için,
Yaptıklarınızın ağırlığını anlatabilmek için,
Belki kendinizi görürsünüz diye, A-4 kağıdı büyüklüğünde bir ayna tutabilmek için, Politikacıların çok kullandığı o bildik cümleye sığınmak zorundayım.

Tarih sizi affetmeyecek Sayın Başbakan!

Sizi tarih gerçekten af-fet-me-ye-cek!

Çünkü siz,

Bu toplumu adına türban denilen bir kılıçla, kanata kanata, yara yara ikiye böldünüz.

"Velev ki siyasi simge, suç mu?" sözleriyle fitili ateşleyerek, meseleyi özellikle böyle kan davası noktasına getirdiniz. Söz verdiğiniz gibi kendinizden olmayanı da kucaklamak yerine tokatlamayı tercih ettiniz.

Kimse birbirini sevmesin, saflar derinleşsin, bıçaklar bilensin istediniz.

Ettiğiniz her lafla bilerek ve isteyerek nefret tohumları ektiniz.

Çünkü siz, öfkelisiniz.

Sizden olmayan herkese o yukarıdan bakan tavrınız aslında duyduğunuz korkunç öfkeyi maskelemek için. Öfkelisiniz.
Çünkü sevgisizsiniz. "Öfke de bir hitabet biçimidir" savunmasıyla ise sadece komiksiniz.
Öfke hitabet biçimi olsa da asla bir yönetim biçimi olamaz gerçeğinden bihabersiniz.
İşte bu yüzden öfkeyle kalktığınız gibi zararla oturacaksınız.

Çünkü sizin hırsınızın sonu yok.

Her yer, her şey sizin olsun, herkes sizden olsun istiyorsunuz. Sizden olmayana dayanamıyorsunuz. Sizi eleştirmelerine katlanamıyorsunuz. Bunca yıl her yaptığınızı şakşaklayanlara o kadar alışmışsınız ki, AB müzakerelerine gittiğinizde elinizde koca bir hiçle dönmenize rağmen Avrupa Fatihi diye manşet atanlara o kadar güvenmişsiniz ki, uçağınıza binenlerin hep sizi alkışlayacağına o kadar eminmişsiniz ki en ufak bir eleştiride çığırınızdan çıkıyor, saldırganlaşıyorsunuz. Bunca vakit sizi şakşaklayanların arka sayfalarındaki çıplak kadınları ise nedense şimdi görüyor ve kadınları kullanmaya alışkın zihniyetinizle günün güzellerini sivriltip sivriltip silah yapıyorsunuz. Oysa ne komik ki aynı gazeteler size Avrupa Fatihi diye manşet atarken yine aynı kadınları kullanıyordu.

Ama nedense bunu görmezden gelebiliyorsunuz.

Çünkü savaşta herşeyin mübah olduğu bir ekolü temsil ediyorsunuz.

Çünkü siz dinin de dindarlığın da bir tek sizden olanlara ait olduğunu düşünüyorsunuz.

Sizin için inanmanın tek şartı başını örtmek.

Çalan da,
çırpan da,
yiyen de,
yediren de,
satan da,
sattıran da
türbandan yanaysa onu üstün tutuyor,
üstün olduğuna inanıyorsunuz.

Herbiri bilmem kaçyüz dolarlık has ipek örtüler takmış eşlerinizle İslam birtek sizinmiş gibi davranıp,

ulema kesilip

büyük kalabalıkları saf, temiz ve yürekten inancından soğutuyorsunuz.

İslamiyeti kendinize mal ediyorsunuz.

Yanlış yapıyorsunuz Sayın Başbakan.

Yanlış yapıyorsunuz.

Çünkü siz gerçekleri konuşmak yerine mazlum edebiyatı yapıyorsunuz.

İşler sizin için biraz ters gittiğinde o yanık sesinizle ve izanınızla ve insafınızla ve adabınızla ezilmiş halk kahramanını oynuyorsunuz.

Eğer ezilen halkın kahramanı olmaksa niyetiniz , sizin ve şürekanızın gemilerini, villalarını, bitmek bilmeyen dünyalıklarını nasıl açıklıyorsunuz?

Bu halk bir torba kömüre,
iki dize şiire birini halk kahramanı yapar diye düşünüyorsunuz.

Çünkü aç.

Çünkü çaresiz.

Çünkü kimsesiz.

Ama ya "Gayrık yeter" derse, ya birgün gözü açılır da o bir torba kömür için kimlere ne tavizler verildiğini görürse…

O bir torba kömür için çekilen peşkeşleri farkederse…

"Neden ben elektriğe bu kadar para veriyorum?"

diye sorarsa…

Benzinin neden bu kadar çok pahalı olduğunu merak ederse…Hani olur da birgün gözü açılır da gerçekleri görürse…

Hiç mi korkmuyorsunuz?

Dedim ya sizi tarih affetmeyecek Sayın Başbakan.

Siz ki haktan, hukuktan, kul hakkından korkmazsınız.

Ama tarihten korkun Sayın Başbakan.

Çünkü ellerinizde Türkiye'nin kanı var.

Ellerinizde türbanı kılıç yaparak kanata kanata, yara yara ortasından ikiye böldüğünüz Türkiye'nin kanı var.

İşte bu yüzden tarih sizi hiç affetmeyecek Sayın Başbakan.

Hiç af-fet-me-ye-cek...

SELAMLAR

Ysa lan Yasa Tadini cikar hayatin....


Yirmi yasina kadar Hayati ogrenmeyenin Otuz yasina kadar evlenmeyenin Kirk yasina kadar koseyi donmeyenin. Elli yasina kadar olmeyenin Isi cok zor.


Horoz otsun otmesn, Sabah mutlaka olacaktir.

Sise tipayi, Sarap kupayi, esek sopayi sever.

Insanlar topraktan yaratilmistir, her an camurlasabilirler.

Basimizdan gecenlere degil, Kafamizdan gecenlere icelim.

Dunyada oturarak ba$ariya ulasan tek canli tavuktur.

Esek nereden bilecek ki zevki sefayi; SOR bakalim hic cekmismi kafayi?

Dunyanin en cesur yaratiklari insanlardir., Oleceklerini bilerek ya$arlar.

Madem dunya hic, Gece de Ic gunduz de Ic.

Sarabin adi kotuye cikmis, Tadi hos, Hele bir guzelle icersen, Daha bir hos.

Eger sana icki dokunuyorsa, Sen de Ickiye dokun.

Yemekten sonra mutlaka sicak birseyler içiniz...


Bu yazı sadece öğünlerden sonra sıcak su içme
konusuna değil kalp krizi risklerine değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı
maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten
sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.
İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşlarına gönderirse bir hayat kurtarır.

26 Ocak 2009 Pazartesi

TEKSAS'IN CILGIN TURKLERI..


Kongre'ye yagmur gibi dusen Turkler

Amerika BirlesIk Devletleri’nin yedi eyaletinde faaliyet gosteren Turk kurulusu Raindrop; Amerikan Kongresi’nde 62 milletvekili ve senatore Ermeni soykirimi iddialari hakkinda Turk tezini anlatti.

"12 yildir Kongre uyesiyim. Ilk defa bir Turk heyeti ile karsilastim." Bu sozlerin sahibi, Amerikan Kongresi’nde Teksas eyaletini temsil eden kadin milletvekili Sheila Jackson Lee. Amerikan Kongre binasina giden bu Turkler, yalnizca Lee ile gorusmediler; ABD’nin guney eyaletlerinde yasayan Turk toplumu adina 62 milletvekili ve senatorle de temas kurdular.

ABD’de Turk toplumu adina iste bu duzeyde varlik gostermeye baslayan kurulusun adi Raindrop Turkevi. Oyle ki, Teksas eyaletini temsil eden bir baska Kongre uyesi Eddie Bernice Johnson, Raindrop’un Turk ve Amerika toplumuna yaptigi katkilari ve faydali calismalarini takdir eden bir kanun tasarisi hazirlayarak Mayis 2007’de Kongre’nin iki kanadindan biri olan Temsilciler Meclisi’ne sundu ve bu tasari Meclis tarafindan kabul edildi. Ustelik bu tasari mahiyeti itibariyle, yillardir Ermenilerin Kongre’den gecirmeye calistiklari soykirim karar tasarisiyla ayni guce sahip.

Ingilizcede “yagmur damlasi” anlamina geliyor Raindrop. Ancak bu yagmur damlasi, ABD’nin guney eyaletlerindeki belli basli sehirlerde coktan 14 subeye ulasmis durumda. Ulusararasi une sahip hastaneleri sebebiyle dunyanin onde gelen tip merkezlerinden biri olan Houston’da, Turk seyircisinin 1980’lerdeki bir televizyon dizisi ile tanidigi Dallas’ta, uc yil once Katrina Kasirgasi’nin vurdugu ve yuzlerce insanin oldugu New Orleans’ta, eski baskanlardan Bill Clinton’in memleketi Little Rock’ta, 1995’te 168 kisinin olumu ve 800’den fazla insanin yaralanmasiyla sonuclanan bombali teror saldirisinin yasandigi Oklahoma City’de simdi birer Raindrop Turk Kultur Merkezi var.


MEHTER VE SEMA YAGMURU

Once Teksas eyaletinde yasayan Turkler tarafindan sekiz yil once kurulan Raindrop’un 8-9 Eylul 2007 tarihlerinde Houston’da duzenledigi Turk Festivali’ne katilan 8 bin Amerikali, Ayna Grubu’nun konserinde Kiziroglu’nu, Akdeniz’i dinledi. 17 yasindaki lise ogrencisi Carla Neil, “Sarkilarin sozlerini anlamadim, ama ritm inanilmazdi.” sozleriyle izah ediyor duygularini.

Festivalde Turkiye ile birlikte Azerbaycan, Bosna, Turkmenistan, Kazakistan, Kirgizistan ve Ozbekistan yer aldi. Boylece Balkanlardan Uzakdogu’ya kadar yayilmis Turk kulturu ‘Yeni Dunya’daki izleyicilerle bulustu. Ornegin dans oyunlari sergileyen zeybek ekibinde yedi milletten cocuk vardi. Amerikalilar festivalin gozde mekânlari Osmanli cadirinda, Osmanli kiyafetleri giyip resimler cektirdi; kurulan Osmanli kiraathanesinde Turk kahvesi ve nargile icti. Inegol Mehter Takimi, sadece festivalin yapildigi Houston’da konser vermekle yetinmedi. MeksIkalilar ile yaptiklari savasta 150 Amerikan askerinin oldugu ve sinema filmlerine konu olan San Antonio’daki Alamo kalesinde, Teksas eyaletinin baskenti Austin’de, Dallas’ta, meshur Teksas A&M Universitesi’nin bulundugu Collage Station’da da konser verdi. Mehter’in Teksas eyaletindeki toplam yedi konserini 11 bin Teksasli izledi. Inegol Mehter Takimi, Chicago’daki Turk festivaline de katilip burada da izleyicilerin karsisina cikti. Elemanlari tamamen gonullulerden olusan ve maassiz calisan Inegol Mehter Takimi’nin 20 gun boyunca ABD’de verdigi konserler sadece Amerikalilari degil, buradaki Turkleri de hayli memnun etti. Raindrop yoneticileri, “Onlarin bu hizmetlerine ve fedakârligina mutesekkiriz” diyor.

Yine Raindrop’un organizasyonu ile Konya’dan Amerika’ya giden Mevlevi dervisler, 2002’den beri degisIk zamanlarda Dallas’tan MeksIka sinirindaki El Paso’ya kadar tam 15 ayri sehirde yirmi sema gosterisi yapti. Bu programlara 20 binin uzerinde insan katildi. Bunlardan birini izleyen Prof. Thomas Lynch’in deyimiyle Amerikalilar, bu sema gosterisindeki melodileri ve sozleri anlamasalar da Mevlevi dervislerin basdonduren buyuleyici performansini derinden hissettiler. Mevlânâ’nin “Rumi” ismiyle Amerika’da oteden beri bilinmesi ve ilgi gormesi, Mevlânâ Yili’nda bu gosterilerin Amerikalilarin hafizasinda iyice yer etmesini sagladi. Bu arada hemen belirtelim, Mevlânâ ABD’de siirleri en cok okunan yabanci sair unvanina sahip.

ABD’deki Turk derneklerinin duzenledikleri bir diger program, bulunduklari sehirlerde Amerikan toplumunun ileri gelenlerini kapsayan Turkiye gezileri. Ornegin Teksas Anayasa Mahkemesi Baskani ve Dallas Buyuksehir Emniyet Muduru, cok sayida universite profesoru bu Turkiye gezilerine katilanlar arasinda yer aldi. Raindrop’un duzenledigi gezilere, Amerikan toplumunun cesitli kesimlerinden binlerce Amerikali istirak etti.



TURKLER ILK KEZ ‘BIZ DE VARIZ’ DIYOR

Raindrop, ABD’de yasayan Turklerin artik varliklarini hissetirmeye basladiklarinin en carpici orneklerinden biri. Gerek Raindrop, gerekse Amerika’da yasayan Turklerin oteki eyaletlerde cesitli isimlerle kurduklari Turk kultur merkezleri ve dernekler, bir anlamda Turkiye’nin de bu ulkedeki sesi hâline gelmis durumda. New York senatoru ve baskan adayi Hillary Clinton’i iki defa ust uste programina getiren ve sonuncusunda Basbakan Recep Tayyip Erdogan ile bulusturan New York Turk Kultur Merkezi ve Raindrop gibi kuruluslar, yillardir ABD’de aleyhteki lobi faaliyetlerin muzdarip olan ve bu handikaplari asmak icin profesyonel lobi sirketlerine milyonlarca dolar para akitan, ama somut bir sonuc elde edemeyen Turkiye icin yeni bir firsat anlami da tasiyor.

ABD’nin cogu yerinde oldugu gibi Teksas, Arkansas, Kansas, Louisiana, Mississippi, Oklahoma ve Missouri eyaletlerinde yasayan Raindrop gonulluleri Amerikan Kongresi’ne kabul ettirilmeye calisilan Ermeni soykirim karar tasarisina karsi butun gucleriyle calisma yaptilar. Turkler, 2007 ocak ayinin son haftasindan, subat ayinin ortalarina kadar uc hafta boyunca her gun Washington’da eyaletlerini Kongre’de temsil eden uyeleri ziyaret ettiler. Bu yedi eyalet Amerikan Kongresi’nde 56 milletvekili ile temsil ediliyor. Ayrica her eyaletin ikiser tane de senatoru var. Washington’a giden Turkler, senator ve milletvekillerinden olusan tam 62 Kongre uyesine ulasarak Turk toplumunun tasariya karsi goruslerini aktardilar.

ERMENILERE BILMEDEN DESTEK VERMISIZ

Gorusulen bircok Kongre uyesi, Birinci Dunya Savasi sirasinda meydana gelen ve soykirim iddialarina esas teskil eden 1915 olaylari hakkinda kendilerine bugune degin doyurucu bir bilgi ulasmadigini belirttiler. Turk tarafinin goruslerini ilk kez dinleme firsati bulduklarini ifade eden Kongre uyeleri, “Amerikan-Turk toplumu ilk defa Kongre’ye gelerek milletvekillerini bilgilendiriyor. Her yil sunulan Ermeni tasarisi konusunda ilk kez Turk toplumundan boyle bir tepki aldik.” dediler.

Washington’daki bu gorusmelerde Amerikan Kongresi uyeleri ile Turk derneklerinin temsilcileri arasinda kayda deger diyaloglar yasandi. Soykirim tasarisina destek vermis milletvekillerinden biri olan Missouri eyaletinden Emanuel Cleaver, “Onceden soykirimi bir tarihî gercek olarak goruyordum. Turk tarafinin tezi bana ilk defa ciddi olarak sunuldu. Ermeni tarafi bize gelip meseleyi insan haklari olarak sundular.” dedi. Kansas eyaletinden Dennis Moore, acikca, “Tasariyi imzalamakla hata yapmisim.” diye konustu. Oklahoma eyaletinden Dan Boren, “Durustce soyleyeyim, tasarinin icerigini bilmiyordum. California’daki arkadaslarin teklifi ile tasarinin mahiyetini bilmeden imzaladim. Zannediyorum cogu milletvekilinin durumu benden farkli degil.” itirafinda bulundu.

Ayni zamanda Kongre Dis Iliskiler Komitesi uyesi olan Teksas eyaletinden kadin milletvekili Sheila Jackson Lee, 12 yildir Meclis’te oldugunu; fakat ilk defa bir Turk heyeti ile karsilastigini belirterek, “Bu konuda Turk tarafindan yeterli bilgi gelmedi. Simdiye kadar Ermeni soykirimi iddiasini tarihî bir gercek zannediyordum ve konuyu insan haklari cercevesinde degerlendiriyordum. Itiraf etmem gerekirse tasariya hic bakmadan imzaladim.” ifadesini kullandi. Arkansas’tan John Boozman, “New York taraflarindan bana gelen Turkler olmustu; ama kendi secim bolgemden gelenlerin olmasi beni cok sasirtti ve memnun etti. Tasariya ret oyu verecegim” dedi.

Teksas’tan kadin Kongre uyesi Eddie Johnson’un ofisine giden Turk temsilcilerin, “Ermeni Ulusal Komitesi her sene milletvekillerini dolasir, bilgi verir. Bu yaptiginiz ziyaret 2 milyon dolara bir lobi sirketinin yapabilecegi isten cok daha etkili.” sozleriyle karsilasmasi yillardir yasananlari ozetler nitelikte aslinda. Teksas’tan Gene Green, onceki senelerde Baskan Bush’a mektup gonderip bu tasarinin onaylanmasi icin cagrida bulunmus bir Kongre uyesi. Houston’dan Ermeni secmenlerin kendisi ile surekli irtibatli olduklarini, her sene mektup veya direkt gorusme yoluyla bu tasarinin onaylanmasini istediklerini ve bu istek dogrultusunda hareket ettiklerini soyluyor: “Su ana kadar Turklerden hicbir sey duymadik. Houston’daki Turklerin bu konuda hareket etmeleri gerekir. Turklerin desteginin capini bilmek istiyorum.”

Washington’da bu calismayi yapan Turkler, suphesiz Kongre uyelerine en etkin sekilde ulasmanin bazi inceliklerini de ogrendi. Netice itibariyle bu gorusmeler sonucunda dort Kongre uyesi, “Imzamizi geri cekiyoruz.” dedi. Turk dostu olarak nitelenebilecek bazi Kongre uyeleri, tasarinin engellenmesi yonunde yapilacak muteakip girisimler icin Turklere onemli bilgiler verdi.

KONGRE UYELERINI SASIRTAN SORULAR

Gunumuze kadar, bu gibi konularda Turk tarafinin hakliligini savunmak icin yapilan girisimler, parayla tutulan birkac lobi sirketinin faaliyetleri ve bazi Turk derneklerinin yayimladigi deklarasyon veya protesto amacli mektup-faks kampanyalari ile sinirli kalmisti. Ilk defa bu donemde, ABD’den bir Turk toplulugu, islerini birakarak Washington’a bizzat gidip yogun girisimlerde bulundu. Senelerdir bu tasari Ermeni secmeni olan milletvekilleri tarafindan Kongre’ye getiriliyor. Ancak her yil daha fazla destek icin konu surekli gundeme getiriliyor. Tasari, su ana kadar Amerikan Kongresi’nde en yuksek sayida uye destegine ulasmisti. Bu yuzden bircok siyasi gozlemci “bu defa” Kongre’de kabul edilecegine kesin gozuyle bakiyordu.

Ama oyle olmadi. Turklerin verdigi bu gonullu mucadele, tasariyi 176 temsilcinin imzasi ile Kongre’ye sunan California eyaleti temsilcisi Adam Schiff ve uc arkadasinin duzenledigi basin toplantisina da butun ciplakligi ile yansidi. Toplantidaki iki Turk, Schiff ve uc arkadasina su sorulari yonelttiler: “Soykirimin yapildigini iddia ettiginiz donemde, Osmanli Devleti’nin Disisleri Bakani ve ABD Buyukelcisinin Ermeni asilli oldugunu biliyor musunuz? Tehcirin Anadolunun batisinda yasayan hicbir Ermeni asilli Osmanli vatandasina uygulanmadigini, sadece doguda isyan eden, Rus ve Fransiz uniformasi altina girmeye yeltenip Osmanli ordusuna karsi savasma tesebbusunde bulunan Ermeni vatandaslara uygulandigini biliyor musunuz? Ortadogu’nun siyasi olarak buyuk karisIklik ve sIkintilar yasadigi su donemde ABD’nin bolgedeki en saglam demokratik alt yapiya sahip ulke olan Turkiye’nin dostluguna daha cok ihtiyaci oldugunu dusunuyor musunuz? Bu tasarinin Amerikan Senatosu’nda gorusulmesi sizce bu iliskileri zora sokabilir mi? Bolsevikler ABD’nin bir bolumunu isgal ederken burada yasayan Rus asilli Amerikalilar bu hareketi iceriden desteklemis olsa, bunu nasil degerlendirirdiniz?”

Tasarinin mimari Adam Schiff ve arkadaslari, Turklerin sorularina su cevaplari verdiler: “Disisleri Komisyonu’ndaki tartismalarimizda hic Turk tarafi yoktu. Sadece telefon edildi. Yazili belgeleriniz komisyona gelmedi. Bilimsel olarak tartismiyorsunuz, siyasi olarak telefonlarla isi gecistirmeye calisiyorsunuz. Basbakaniniz Baskan Bush’u ariyor, askerleriniz askerleri ariyor. Komisyonda Turk tarafini destekleyen uyeler vardi. Ancak biz belge ve delillerimizle onlari ikna ettik.”

TURK-ERMENI DIYALOG KONFERANSI

Dallas’taki Raindrop, belki de ABD’de ilk defa Turklerce organize edilen bir sempozyuma imza atti. Dallas’taki Southern Methodist Universitesi’nde 14 Nisan 2007 gunu “Turk-Ermeni Diyalog Konferansi” basligiyla yapilan toplantinin acis konusmasini Turkiye Ermenileri Patrigi Mesrob Mutafyan yapti. Patrik daha konusmasina baslamadan Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) isimli kurulusa mensup 4-5 Ermeni genc, “Satilmis adam” diyerek protesto ettiler. Oysa Mutafyan, “satilmis” olmayi hak edecek kadar tarafli bir konusma da yapmamisti. 20 Nisan 2006 gunu Kayseri’de Erciyes universitesinde duzenlenen toplantida yaptigi konusmanin hemen hemen aynisini sunarak sunlari soylemisti: “Iran-Ermeni savasini anlatan tarihci Yegise’nin eserine gore Turklerle Ermenilerin tanismalari 1500 yil oncesine kadar gidiyor. Ve Aralarindaki iliskilerde fiziksel siddet nisbeten cok az. Her iki ulkenin genc kusaklarini birbirlerine karsi korukleyen stratejistler gunah isliyor.” Patrik’e olan ofkenin temelinde Turk-Ermeni ilskilerini olumsuz etkileyecegine inandigi icin soykirim tasarisina karsi cikmasi var.

Ama bu kadari bile ABD’deki Ermenileri cildirtmaya yetti. New York Ermeni Baspiskoposu Khajag Barsamian, universiteye gonderdigi mektupta, “Toplanti tek tarafli, desteginizi cekin” ihtarinda bulununca universitenin yardimci rektoru Jim Caswell, “Destegimizi cektik” aciklamasi yapmak zorunda kaldi. Universite yine “fikir ozgurlugu” gerekcesiyle toplantiya ev sahipligi yapti; ama bu baskilar karsisinda konferansa resmî olarak destek vermedi. Oysa, toplantiyi organize eden Turkler tam dort ay once 14 Ermeni akademisyeni de teblig sunmalari icin cagirmislardi. Birkac tanesi cagriya cevap verdi; ama hicbiri gelmedi. Nitekim bu isimlerden biri olan Gerard Libaridian, “Beni de davet ettiler. Bir ameliyat gecirdigim icin gidemedim. Toplanti monolog degildi, Ermeni akademisyenler de davetliydi.” diyor. Hatta Turkler, Mutafyan’a “Satilmis” diye bagiran bu provokatorlere bile, “Sunacak bir tebliginiz varsa buyurun konusun, yoksa programin huzurunu bozmayin” teklifini goturduler. Ama oraya gelis maksatlari farkli oldugundan bu teklife evet diyemeyerek salonu terk ettiler. Bu protestoculara ragmen toplantiya katilan bazi Ermeniler ise “Turk hukumetinin gudumunde bir toplanti oldugunu saniyorduk. Oyle olmadi. Organizasyonu beraber yapsaydik, Ermeni tarihciler de korkmadan gelirdi.” dediler. Anlasilan, bu toplantilarin devami cok daha fazla ses getirecek.

YOLUMUZ UZUN, ISIMIZ COK

ABD’de bu turden toplantilar duzenlemek o kadar da kolay degil. Nitekim daha once Los Angeles’ta Turk Baskonsoloslugun duzenlemek istedigi benzer bir toplanti sabote edildi. Dallas’taki toplantiyi da sabote etmek icin bazi Ermeni gruplar, “Yuruyus yapacagiz” soylentisi yayinca, Turklerin “O zaman biz de yuruyus yapariz” tepkisi uzerine geri adim attilar. Ama ayni gruplar, Mesrob Mutafyan’in Washington’daki Georgetown Universitesi’nde 20 Eylul 2007 gunu yapacagi “Turkler ve Ermeniler Arasindaki Cikmaz Asilmali’ baslikli konusmasini iptal ettirdiler. California Courier Gazetesi’nin sahibi Harut Sassounian, patrigin Washington’a getirilip konusturulmasinda Turk devletinin ‘gizli eli’ oldugunu one suruyordu. Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA) ise Turkiye’nin ABD Kongresi’nde bekleyen Ermeni soykirim tasarisinin gecmesine karsi onlem almaya calistigini belirtiyordu.

Suphesiz ABD’deki Turklerin cok daha etkili bir noktaya gelmeleri icin belki daha yillara ihtiyac var. Nitekim 17 yildir Amerika’da yasayan Turklerden biri olan ve Raindrop’un faaliyetlerine katilan Alp Aslandogan, “Turk toplumunun kendisini anlatmasi uzun vadeli bir is. Bunu sadece Ermeni tasarisiyla sinirli dusunmemek lazim. Amerikan Kongresi’nde Ermeni kokenli sadece bir kisi var. Turkiye’nin gecmiste yaptigi bir hata var. Hep Cumhuriyetcilerle iliski kurulmus, Demokratlar ihma l edilmis. Mesela Teksas Cumhuriyetci Parti agirlikli. Bir de iliskilerde kalicilik onemli.” diyor. Aslandogan, siyahi kokenli Kongre uyelerinin Ermeniler tarafindan, “Soykirim meselesi, gecmiste zencilerin ezilmesine benzeyen bir insan haklari meselesi” denilerek yonlendirilmeye calisildigini, hatta bazi Kongre uyelerine, “Tarihciler soykirimi tesbit etmis, artik bir tartisma yok, o halde bu yasayi cikarin.” denildigini belirtiyor.

Raindrop, temas kurdugu ve Turk tezlerini destekleyen Kongre uyelerinin secim calismalarina katkilarda bulunuyor. Gerek Cumhuriyetcilerden gerekse Demokrat milletvekillerinden Turk toplumuna hitap etmek, secim programlarini anlatmak, kisacasi Turk toplumunun destegini almak isteyen milletvekillerinin bulusma adresi Raindrop Turkevleri. Bu cercevede Dallas Demokrat Milletvekili Eddie Johnson ve Houston Cumhuriyetci Milletvekili Ted Pol, Raindrop subelerinde Turklerle bulustu. Bu toplantilara katilan Turkler beklentilerini milletvekillerine ifade etme firsati buldular.

TURK KULTURU VE TURKCE CIKARMASI

Raindrop subeleri bugune kadar baska bazi faaliyetlere de imza atmis. Teksas eyaletinin baskenti Austin’de de gecen yil “Gecmisi inceleyerek baris modellerini tespit etmek; Osmanli Imparatorlugu’nda Cesitlilik” adi altinda uluslararasi bir konferans yapildi. Raindrop ve Teksas Universitesi Ortadogu Arastirmalari Merkezi’nce duzenlenen konferansta 17 bilim adami teblig sunarken, degisIk universitelerden bilim adamlari da dinleyici olarak katildi. 500. Yil Vakfi Turk Musevileri Muduru Nisya Isman Allovi de toplantiya katilarak “Turk Yahudileri” konulu bir teblig sundu. Mevlânâ Yili’nda Houston’da Raindrop ve Rice Universitesi tarafindan bir Mevlânâ konferansi da gerceklestirildi.. Ayrica Raindrop, Houston Universitesi ve Teksas Tech universiteleriyle Turkce ve Turk Tarihi ogretimi konularinda isbirligi anlasmalari imzaladi. Boylece Turkce ve Turk Tarihi dersleri kredili olarak Houston Universitesi’nin ders programina girdi. Raindrop ayrica, Turkiye’de Turkce ogrenmek isteyen meraklilari da Istanbul’a Turkce kurslarina gonderiyor. Hemen belirtelim, Raindrop gectigimiz yil ABD’de bir de Turkce olimpiyatlari duzenledi, bu yil ayni olimpiyatlarin ikincisi yapilacak.

Houston’daki Raindrop’a gittigimizde bizi esi MeksIkali olan Ali Riza Candir ve Kemal Civelek isimli iki yonetici karsiliyor. Civelek, “Is cevreleri ve universiteler de kendimizi ifade adina cok onemli noktalar. Sadece gidip milletvekilleri ve senatorlerle konusmak da yeterli degil. Hâlâ Turkiye denildigi zaman, develerle mi geziyorsunuz, siz de mi sagdan sola yaziyorsunuz, Arapca mi konusuyorsunuz diyenler var.” diyor. Ayni gun, Raindrop Houston subesinde bir baska konuk daha vardi. Houston Universitesi’nde sosyoloji masteri yapan Simay Diniz isimli Turk ogrenci. Diniz’in tez konusu soyle: “Turk derneklerinin Amerika’daki Turk toplumuna etkisi ve Turk toplumu uzerindeki rolu.” Diniz, hocasi ile birlikte hazirladigi “Buradaki Turkler kendi kimliklerini koruyabilecekler mi? ABD’deki Turklerin imaji nasil?” gibi sorulara Candir ve Civelek’ten cevaplar aldi.

OKUMUS TURKLERIN AVANTAJI

ABD’deki bu yeni Turk varliginin yukselisinde onemli bir faktor var. 1960’larda Avrupa’ya isci olarak giden Turklerin aksine ABD’deki Turklerin onemli bir kesimi bu ulkede universite okumus ve Amerikan toplumunda belirli bir yer edinmis insanlardan olusuyor. Bu durum ulkedeki Turklerin kendilerini kabul ettirmelerini ve Amerikan sisteminde kendilerini en iyi bicimde ifade etmenin yollarini bulmalarini kolaylastiriyor.

YUKSELEN TURK VARLIGI

Hillary Clinton’i agirlayan New York’taki Turk Kultur Merkezi’nin Baskani Recep Ozkan, ABD’deki Turklerin agirlikli olarak New York, New Jersey cevresinde yasadigini, bu potansiyelin ilk defa kendisini bu duzeyde ifade etme imkâni buldugunu belirtiyor. Dernegin New York Manhattan’da, Waldorf Astoria otelinin hemen karsisindaki ofisinde konustugumuz Ozkan’in bu gozlemine, Hillary Clinton da katilmis. Hillary Clinton’in 30 Kasim 2007 gecesi New York’taki Sheraton Otel’de 250 Turk isadami ile bir araya gelmesini ongoren programi da Turk Kultur Merkezi duzenledi. Ancak o gun, Clinton’in bir secim burosunda yasanan rehin alma olayi sebebiyle program aksadi. Ertelenen toplanti, ayni mekanda Hillary Clinton’in esi eski baskan Bill Clinton’in Turk isadamlariyla bulusmasiyla yapildi. Uzun sure New York’ta gazetecilik yapan Today’s Zaman Genel Yayin Yonetmeni Bulent Kenes, 25 yildir New York’ta yari resmî olarak yapilan Turk gunu etkinligine herhangi bir New York belediye baskani bile katilmamisken, Amerika’daki Turklerin kurduklari bu yeni gonullu kuruluslarin elde ettikleri basarili sonuclara carpici bir ornek veriyor. New Jersey’de genc bir Turk avukat olan Guvenc Kulen baskanliginda kurulan Hudson Turk Amerikan Kultur Dernegi’nin bir aksam yemegi davetine katildigini belirten Kenes, soyle devam ediyor: “O aksam yemekte senatorler, yerel yoneticiler ve polis sefleri gordum. Bu insanlari gorunce, yapilmasi gereken tanitim iste bu diye dusundum. Sadece Amerika’da degil, Avusturya’dan Kanada’ya kadar bu turden Turk kuruluslari, aslinda yukselen yeni Turk varliginin guclu isaretleri.”

ABD’de birbirinden bagimsiz bu kuruluslarin faaliyetleri, bu ulkede Turkiye’nin milyonlarca dolar harcasa elde edemeyecegi bir tanitim faaliyeti ayni zamanda. Elbette gelip Turkiye’yi ve Turk insanini gozleriyle goren ve yakindan taniyan Teksas Anayasa Mahkemesi Baskani ya da Dallas Buyuksehir Emniyet Muduru’nun ulkemiz hakkindaki dusunceleri bundan sonra daha objektif olacak. Daha da onemlisi, Amerikali senatorler ve milletvekilleri, bu Turkleri dinledikce Ermeni karar tasarisi gibi konularda Turkiye’nin basi daha az agriyacak.

New York’taki Columbia Universitesi Ortadogu Arastirmalari Enstitusu Profesoru Richard Bullet, “Cumhurbaskaniniz Celal Bayar 1954’te Amerika’ya geldiginde bir Amerikan baskani gibi karsilandi. Ama 1960 ihtilali ile basbakaninizi idam etmeniz, ulkenizin ABD’deki imajini tamamen bozdu. 50 yildir bu olayin ve Geceyarisi Ekspresi filminin bozdugu Turkiye imajini duzeltemediniz.” diyor. Prof. Bullet’in belirttigi gibi, bozulan imajlari duzeltmek iste boyle zor bir is. Ama ABD’deki yeni Turk dernekleri bu ise talip.

Suphesiz Amerika’nin diger eyaletlerinde tipki bu dosyaya konu yaptigimiz Raindrop gibi calismalar yapan daha bircok gonullu Turk kurulusu var. Ve her biri ayri bir dosya olacak hacimde faaliyetlerde bulunuyor.



EVLILIK SEMINERI BILE VERIYORLAR

ABD’ye yeni gelen Turklerin buradaki hayata uyum saglamalari icin Amerikan saglik sistemi, ev kiralama ve satin alma, araba satin alma ve finans konularinda seminerler ve kurslar da organize eden Raindrop gonulluleri, Teksas’a gelen Turk hastalara ceviri, ulasim, alisveris konularinda da yardimci oluyor. Raindrop’un bir diger hizmeti Amerika’da basarili bir aile hayati icin evlilik ve cocuk gelisimi ile ilgili seminerler duzenlemek. Raindrop’un hafta sonu okulunda ise Ingilizce, Ispanyolca, Bosnakca, Arnavutca, Rusca, Turkce ve diger Turk dilleri dersleri veriliyor. Raindrop, Turk kulturunu tanitmak amaciyla bulundugu eyaletlerdeki Amerikan universiteleri ile musterek “Turk gunleri” de duzenliyor. Bu etkinliklerde halk danslari, Turk yemekleri, Turk sanat eserleri sergileniyor. Raindrop subelerinde ayrica Turk geceleri duzenleniyor. Bunlarin yanisira Teksas’in buyuk sehirlerinde Amerikali cocuklarin da katilimiyla 23 Nisan kutlamalari yapiliyor, piknikler duzenleniyor.



“YAGMUR DAMLASI” KASIRGAYA KARSI

“Yagmur damlasi” mutevaziligi ile yola cikan Raindrop, misyonunu “Turk kulturunu Amerikan toplumu icinde tanitma ve Amerika’da yasayan Turk toplumunun sosyal ve kulturel ihtiyaclarini karsilama” olarak aciklasa da her yil kasirgalarin vurdugu eyaletlerdeki bir baska faaliyetiyle de goz doldurdu. 2005 yili agustos ayinda Katrina Kasirgasi’nin New Orleans’i vurup arkada yuzlerce olu birakmasindan bir ay sonra Rita adi verilen kasirganin Houston’i vuracagi aciklandiginda Raindrop subeleri harekete gecerek kriz masalari olusturdu. Insanlarin kasirga tehlikesi altindaki Houston gibi sehirleri tahliye etmeleri saglandi. Buradan tahliye olanlar diger sehirlerdeki Turk ailelerin yanina misafir olarak yerlestirildiler. Binlerce kisi Raindrop’un kriz masalarindan yardim aldi. Bu hizmetten hem Turkler hem de Amerikalilar yararlandi. Hatta bazi Raindrop yoneticileri bu calismalar sebebiyle kendi ailelerini tahliye edemedi. Eger gercekten de Rita Houston’i vursaydi, kacacaklari hicbir yer yoktu.

Raindrop’un duzenledigi Turk Festivali icin Houston’in secilmesi rastlanti degil. Cunku Amerika capinda Turkiye’nin Washington’daki buyukelciligi disinda dort yerde baskonsolosluk ve konsoloslugu var: New York, Houston, Chicago ve Los Angeles. Houston’da diger bircok ulkenin de baskonsolosluklari bulundugundan Turk festivaline yalnizca, eyalet milletvekilleri, Houston belediye meclis uyeleri degil, buradaki pek cok yabanci ulke konsoloslari da katildi.

Ebru, hat, tezhip sanatinin onde gelen isimleri Osman Kanlioglu, Ozhan Alagoz, Mehmet Gursoy festivale katildi. Bircok unlu Turk sanatcisi, Houston ve diger sehirlerde Raindrop’un duzenledigi programlarda eserlerini sergiledi. Amerikalilar, hem bu eserlere hem de mendil, vazo, masa ortusu, kilim gibi Turk el sanatlarina olaganustu ilgi gosterdiler. Elbette en az bunlar kadar bir ilgi de Turk yemeklerine, sarmalara, donerlere, lahmacunlara, mantilara, tatlilara gosterildi. Festivalden sonra bircok Amerikali, Raindrop subelerinden Turk yemek dersleri icin basvuru formu doldurdu.



SEVINC INONU’NUN TELEFONU

Erdal Inonu, 31 Ekim 2007 Carsamba sabahi ABD’nin Houston kentinde yatmakta oldugu kanser hastanesi M.D. Anderson’da saat 05.00 civarinda vefat ettikten kisa sure sonra, Houston’daki Turk Kultur Merkezi’nde gorevli Cemil Teber’in cep telefonu calar. Telefondaki kisi, Inonu’nun hastanede vefat ettigini bildirir ve cenazesiyle ilgilenmelerini rica eder. Teber, arkadasi Doc. Dr. Ibrahim Sumer’le birlikte hemen hastaneye gelir. Onlari Inonu’nun esi Sevinc Inonu karsilar. Sevinc Inonu, Teber ve Sumer’i Inonu’nun cenazesinin bulundugu odaya alir. Ilahiyat docenti olan Sumer, bir iki saat once vefat etmis olan Inonu’nun acik gozlerini kapatir ve basini beyaz bir bezle baglar. Ardindan da Kur’an-i Kerim’den Yasin suresini okur. Turk Kultur Merkezi’nin yetkilileri Inonu’nun cenazesini Turkiye’ye ulastirma gorevini de ustlenmeye hazirdir; ancak Inonu milletvekilligi yapmis ve hukumetlerde Basbakan Yardimcisi gorevinde bulunmus bir siyasetci oldugundan Houston’daki Turk Baskonsolosu Atilla Uzer ve yardimcisi Ali Findik bu gorevi ustlenir.

Harvey Nichols


İngiliz kökenli moda merkezi Harvey Nichols, 2006 yılında
İngiltere'den sonra Türkiye'de de bir mağaza
açtı.

Mağaza, lüks alışveriş merkezi Kanyon'da
bulunuyor...

Net 8 bin metrekare kapalı alana sahip. İsterseniz siz
buna 80 adet 100 metrekarelik daire' de diyebilirsiniz.

Üç katlı mağaza için 13 milyon dolar harcandı.
300 kişi çalışıyor.

300'den fazla marka ve 150 bin çeşit ürün yer alıyor.

En pahalı ürün 14 bin dolara satılan Bottega Veneta marka
çanta.

En ucuz ürün ise 20 dolara çorap.

Günlük cirosu yaklaşık 120 bin dolar.

Birinci katında 'klasik şıklığın duayeni'
Giorgio Armani, 'Holywood yıldızlarının ayaklarında
devleşen' ayakkabı markası Salvatore Ferragamo,
'deri çantada dünyanın bir numarası' Loewe,
'kişisel bakımı bir ritüele dönüştüren' Kuaför
Ata bulunuyor... Ayrıca bir de 'Juice Bar...'

İkinci katta, 'kişiye özel alışveriş hizmeti'
veriliyor. Gniş ve rahat oturma grubu, aynalarla kaplı
duvarlar, yiyecek-içecek servisi ve emre amade satış
elemanları... Chanel, Jo Malone, Lanvin, Pierre Hardy,
Camilla Skovgarda gibi markalar da cabası.

Üçüncü katta yine dünyanın en pahalı markaları ve bir de
'Gurme Market...'


***


Gelelim bir 'reklam yazarı' gibi bu mağazadan söz etmemin nedenine:

Böyle bir mağazayı sırf 'rahat alışveriş edebilmek' için kim
kapatır?

Dubai Şeyhi... Evet!

Suudi Kralı... Evet!

Dünyanın en zengin adamlarından Bill Gates... Evet...

Peki; Türkiye'den kim kapatabilir?

Belki kapatabilecek başka birileri de vardır ama dün öğrendik ki
bugüne kadar bunu yapan tek kişi, Başbakan
Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan olmuş...

Emine Hanım her ayın belli günlerinde...

Dikkat edin, 'bir kez' değil...

Her ayın belli günlerinde birkaç yakın arkadaşıyla akşam
saatlerinde Kanyon'a gelir ve garajdan özel bir asansörle bu
mağazay çıkarmış...

O sırada da mağazaya başka hiçbir müşteri alınmazmış!

Sonra da Hanımefendi'nin canı bazen film seyretmek
istermiş... O zaman da mağazadan Kanyon'un konforlu
sinema salonlarından birine geçermiş arkadaşlarıyla...
Tahmin edebileceğiniz gibi o salon da halka kapatılırmış!


***


Başbakan'ın maaşı aşağı yukarı 12 bin YTL, bu
mağazadaki bir çantanın fiyatı bile çok daha pahalı...

Demek ki Başbakan, 'Maaşımla geçinmekte sıkıntı
çekiyorum' derken, Emine Hanım'ın bu
'lüks merakı'nı anlatmaya çalışıyormuş aslında!

Allah'tan çocuklarının düğününde
'yakınları' çok takı taktılar da,
oğullarını-kızları
nı 'bursla' okutmak zorunda
kalan bu ailenin 'hanımefendisi'
artık mağaza
kapatabilir hale geldi!


***


Dün bu konudan söz ettiğim bazı
arkadaşlar, 'Ne o,
kıskandın mı?' diye sordu.

Hayır kıskanmadım... Böyle 'zengin
ve güçlü'
bir Başbakanımız olduğu için gurur
duydum...

Siz de kıskanmayın ne olur!

Çalışın, sizin de olur!

ROMATİZMA


Ben cektim siz cekmeyin

Romatizma hastalarının, doktor tarafından verilen diyete göre zayıflaması gerekir. Çünkü vücut ne kadar az ağırlık taşırsa, ağrılar o kadar azalır. Domates, kahve, fındık, süt gibi besinler romatizmal ağrıları artırır ve vücutta çeşitli alerjilere neden olabilir. Omega-3 bakımından zengin olan sardalya ve uskumru gibi balıklar yenilmelidir. Omega-3 ağrı ve acıyı dindirir, eklem sızlamasına iyi gelir. C, D ve E vitamenleri, romatizmanın daha da ilerlemesini önler.

Kekik: Timol adi verilen bir tur dogal yag, vucuttaki diger yaglarin parcalanmalarini saglar. Kekik yagi banyoda suruldugu zaman romatizma agrilarini buyuk oranda azaltir.
Zencefil: Uyarici etkileri kan damarlarini genisletip kan dolasimini artirarak romatizma agrilari ve yanmalari yok eder.
Ispanakta biraz fazla oksalat vardır. Bu nedenle kalp, damar sertliği, romatizma hastaları pek ıspanak yememeli.

Lahananın; sebze-meyve suları içinde önemli bir yeri olmalıdır. Tadını güzelleştirmek için lahana suyu; elma, havuç ve diğerlerinin sularıyla karıştırılmalıdır. Havuçtan sonra en faydalı bir sebzedir. Kansızlığı giderir, kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir.
Bol miktarda B, C ve E vitamini ve potasyum içerir. Şeker ve rromatizma hastaları içinde çok faydalıdır. Bol arsenik, kükürt ve vitaminleri ile kanı temizler, cildi güzelleştirir. Bol idrar söktürür. Vücuttaki suyu ve zehirli maddeleri idrarla dışarı atar.
Lahanada U vitamini vardır. Sadece lahana çeşitlerinde bulunan bu vitamin mide ve bağırsakların iç yüzeyini korur, oralardaki yaraların iyileşmesini sağlar.



Mantar, vücuda fazla üre asidi bırakır. Hazmı çok zordur. Bir defada çok yenilmemelidir. Romatizma ve benzeri hastalığı olanlar yememelidir. Mantarlar, bayat ve kart olmamalıdır. Şapkaları ters çevrilip bakıldığında siyah görülmemelidir. Romatizma ve benzeri hastalığı olanlar yememelidir.

Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunur. Kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zaafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verir. Bol idrar söktürür ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı atar.

• Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.

Zencefil, asırlar boyu iyi bir besin ve ilaç olarak güvenle kullanılmıştır. İnsanlar üzerinde yapılan deneylerde zencefilin hiçbir yan etkisine rastlanmamıştır. Zencefil aynı zamanda çok güçlü doğal bir romatizma ilacıdır. Bal ve toz zencefil karışımından hazırlanan macun, günde üç tatlı kaşığı yenildiğinde bel ve bacak ağrılarına, romatizmaya bire birdir. Çinliler yüz yıllardır romatizmayı zencefil ile tedavi etmektedir.



Deve tabanı, eklem yerleri ve romatizma hastalığına da çok iyi gelir. Ayrıca bileşiminde bulunan potasyum, kalsiyum, demir, kükürt, magnezyum ve fosfor nedeniyle çocukların sağlıklı büyümelerine yardımcı olur.




Enginar (Cynara Scolymus)

Tarla ve bahçelerde yetiştirilir. Cynarin içerdiği için karaciğer ve safra kesesinde biriken nikotin, alkol ve yağın vücuttan atılımını sağlar. Kolestrolü dşüürür. Ayrıca vücuttaki amonyak ve kolestrolü azaltır. Bol A ve B vitamini içerdiğinden atardamar kireçlenmesini önlemekte ve safra kesesi rahatsızlıklarını gidermektedir. Ayrıca cinsel gücü arttırıcı, ateş düşürücü, vücudu kuvvetlendirici ve iştah açıcıdır. Romatizma, ishal, sarılık hastalıklarına ve sinirlere iyi gelir.

Erik (Prunus Domestika)

Pek çok çeşidi vardır. Kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üzerine de suyunu içmek yararlı olur. Zihin yorgunluğu, sinirlilik, kansızlık, mafsal kireçlenmesi, romatizma, karaciğer ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelir. Kalbi kuvvetlendirir.


Kuru fasulye ise şeker hastaları için yararlıdır. Fasulyenin bağırsak temizleyici özelliği bulunur.
Romatizma, siyasit ve böbrek hastalıklarına iyi gelir.

Hardal (Sinapis)

Beyaz ve siyah hardal olmak üzere iki türü vardır. Hekimlikte siyah hardal kullanılır. Hardal; hardal lapası, hardal banyosuve hardal yakısı olarak üç biçimde vücuda uygulanır.
Hardal tohumları ılık olarak temiz bir bezle vücuda sarıldığında, yani hardal yakısı olarak kullanıldığında, romatizma, siyatik, adale ağrıları, kan toplanması, nefes borusu hastalıkları, eklem yerleri iltihapları ve cilt hastalıklarına iyi gelir. Hardal suyu ile ayaklar yıkandığında ayak kokusunu giderir. Yenildiğinde mide suyunu çoğaltır ve iştahı açır.

Romatizma hastaları bilinçli beslenmeli

Prof. Dr.Cihan Aksoy'a göre romatizma hastaları ya da romatizmaya yakalanmak istemeyenler mümkün oldu?unca az kırmızı et, salam, sosis ve yumurta yemeli. Aksoy, "Çünkü bu tür besinler romatizmanın yol açtı?ı enfeksiyonları ?iddetlendiren ya? asitleri içeriyor. Tatlı su balıkları çok az zararlı asit maddeleri ve buna kar?ılık bolca Omega-3 ya? asidi içerdi?inden enfeksiyonları önemli derecede önlüyor. E vitamininin a?rılara ve enfeksiyonlara iyi geldi?ini çe?itli ara?tırmalar kanıtladı. Fakat E vitamininin iyile?tirme a?amasına geçmesi için yüksek dozda alınması gerekiyor. Co?u zaman bu iyile?tirici etkiyi desteklemek için C vitamini de ilave ediliyor" diyor.

Romatizma için en iyi ilaç C vitamini

İngiltere'de Manchester Üniversitesi'nde yapılan ara?tırmaya göre, C vitamini yetersizli?i erken ya?ta romatizmaya yol açıyor.


***

Romatizma hastalı?ının asıl ilacı C vitamini

İngiltere'nin saygın üniversitelerinden Manchester Üniversitesi'nde yapılan bir ara?tırmanın sonuçlarına göre, romatizmaya kar?ı en iyi savunma yöntemi C vitamini yüklemesi. Manchester Üniversitesi'nde romatizma üzerine ara?tırmalarını sürdüren Dr. Dorothy Pattison, "Özellikle 30 ila 50 ya? arasındaki bireylerde çok sık görülen romatizmanın, ara?tırmamız sonunda C vitamini ile direkt bir ba?lantısı oldu?unu gördük" derken, ara?tırma çerçevesinde 1993-2001 yılları arasında 73 ki?iyi incelediklerini belirtti. Bu süre zarfında özellikle C vitamini bakımında zengin meyveleri yemeyen ki?ilerde romatizma ortaya çıktı. C vitamini zengini meyveleri sıklıkla yiyen ki?ilerde ise romatizma tespit edilmedi.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Cocuklar Herseyimiz


Tek Çocuk Olanlar
Olumlu yönleri: Tek çocuk olanlar dünyanın büyük hareketlileridir. İşleri yönlendiren, iyi organize eden, çok özenli ve dikkatli, güvenilir kişilerdir. Gerçekleri, fikirleri ve detayları, sorumluluğu severler.

Olumsuzlukları: Tek çocuk olanlar yönlendirilebilirler. Onlar sıklıkla affetmezler, ilgiye ihtiyaç duyarlar, hatalarını itiraf etmekten nefret ederler, genellikle eleştiriye açık değildirler. Bazıları ise çok hassas görünürler, duyguları çok çabuk incinir.

İlk Çocuklar
Olumlu yönleri: Doğal liderlerdir. ABD’nin başkanı, astronot ve yönetici olabilirler. Sıklıkla duygularıyla, üstünlük hareket ederler. Fedakar ve vericidirler, agresif hareket edebilirler.
Her iki şeyi kontrol etmek için farklı methodlar kullanırlar. Kural olarak ilk doğanlar seçilmiş, kusursuz kişilerdir, detaylara dikkat harcamayı severler, zamanında, organize ve beceriklidirler. Bazı şeyleri ilk kez yapmak ister. Sürprizlerden hoşlanmazlar.

Olumsuz yönleri: Sıklıkla değişkenlik ve alınganlık. İnsanları çok zorlayan, gözü kara olabilirler ya da öğüt dinlemeyi sevmeyebilirler. Bazen ‘her şeyi ben bilirim’ havasında olabilirler, temsilcilikte zayıftırlar, kendilerine inandıkları kadar diğer insanlara inanmazlar.

Ortanca Çocuklar
Olumlu yönleri: Klasik ortancalar çok iletişimcidir, insanların memnuniyetini önemser ve nefretlerini göğüsler. Hayat okyanusunda tutunmaya çalışırlar, özdeyişleri ise “barışın bedeli yoktur”dur. Genellikle çok sakindirler, yumuşak başlıdırlar, iyi dinleyicidirler. Problemi çift yönlü görebilme yetisine sahiptirler, herkesi mutlu etmek için isteklidirler. İyi arabulucu ve görüşmecidirler.

Olumsuz yönleri: İlk doğanlardan daha az yönlendiricidirler, herkesin ondan hoşnut olmasını sağlama ya da onları daha az mutlu etme tutkusu vardır. Sınırları belirleme de sıkıntı yaşarlar. Herkesi mutlu etme gibi bir bağlılık duruma sürüklenebilir. Başkalarını gücendirmeden, iyi kararlar alamazlar. Başkalarının hataları yüzünden kendilerini suçlarlar.

En Küçük Çocuklar
Olumlu Yönleri: Dünyadaki amigolardan biri olabilirler. Güçlü insanlara özgü yeteneklere sahip ve eğlenmeye, insanlarla konuşmaya aşıktırlar.Yabancılık çekmeyecek tiptedirler, bir yere gittiklerinde kendilerini hemen evlerinde hissedebilirler. Dışa dönük, diğer insanlara enerji veren ve şimdi ya da daha sonra risk almaktan korkmayan kişilerdir. Biraz bencil, kendini düşünen kişilerdir. Çoğu ilişkilerinde gerçekçi olmayan beklentileri sebebiyle
zaman zaman üzülebilirler. Bu nedenle ilişkileri uzun süreli olmayabilir...

ZEVK VE KÜLTÜR


Bir milyarderin ağzından yaşam...
Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru
sorulur.
Herhalde iş adamı olduğum için.
Ben, 'paranın iki kişiliği vardır' derim.

Birincisi;
para bir değiş tokuş aracıdır.
Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz.
İkincisi ile
gelecek korkusunu yenersiniz.

'Yaşlılığımda çaresiz, muhtaç, perişan kalmam, çünkü kötü günler için paramı
bir kenara ayırdım' dersiniz.
Ama para ötesi, yani para-üstü bir konu daha vardır. Bunu parayla satın
alamazsınız.

Bunun adı zevk ve keyiftir.
Zevk almak, keyif duymak, ancak KÜLTÜR ile mümkündür.
Resimden zevk almak için sergiler bedava, müzik, kaset ve diskler üç otuz
para.

Ayrıca konserler de pahalı değil. Tiyatrolar hamburger fiyatına...
Aşk ve sevgi zaten bedelsizdir.
Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk
alabiliyorsanız,
kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz.

Güneşi kaç paraya batırabilirsiniz?
Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir?
Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar belki ondan da
önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır.

Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür.

Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin !..
İster genç olun, ister yaşlı, yaşınızla barışık değilseniz ihtiyarsınız
demektir.

Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi ihtiyar doğanlar da vardır.
Yaşlılar ölüme daha yakın derler.
Ama ölüm nüfus kâğıdı sormuyor.

Şimdiki tutkulu projem, bir ceviz ormanı yetiştirmektir.
Fidanları dikmeye başladım bile.
Ceviz fidanı 8 yıl sonra ağaç olup, ceviz verirmiş.
Şimdi 76 yaşındayım. Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım.
Bu kez kendi cevizlerimi...

23 Ocak 2009 Cuma

Erkeklerin istedigi Kadin Tipleri


Bayan tatlı
Bu kadın tipi her zaman mutlu olan bir Polyanna'dır. Her şeye iyi niyetle bakar, kocası eve geç geldiğinde suratını asmaz, maç izlemek istediğinde televizyonun önünden geçmez. Tek işi kocasını ve çocuklarını mutlu etmektir. Bayan tatlı, çoğu erkeğin rüyalarını süsleyen bir kadın tipidir.

Bayan seksi
Böyle bir kadınla birlikte olan erkekler, kendilerini dünyanın en şanslı erkeği hissederler. Her zaman seksi olmayı başaran ve yatakta hiç başı ağrımayan bu kadın tipini kendinize örnek olarak seçebilirsiniz. Böylece eşinizi hem yatakta, hem de özel hayatta mutlu edebilirsiniz. Özellikle fantezilerden korkmayan bu kadınlar, yatak dışında bu özelliklerini kimseye göstermezler.

Bayan dost
Erkekler bazen her şeyi konuşabilecekleri bir kadın isterler. Hem arkadaş hem eş olan bu ideal kadın tipiyle her şeyi konuşabilirler. Maçları birlikte izler, gerektiğinde birlikte arkadaş ziyaretine giderler. Tabii bu arkadaşlığı yatakta devam ettirmek istemeyen erkekler, her zaman olduğu gibi yatakta ateşli bir kadın istemekten vazgeçmezler.

Bayan özgür
Bu tip kadınlar erkeklerin bunaltan soruları sormaktan kaçınır. 'Neredeydin, kimleydin?' gibi sözcükler onun kullandığı kelimeler arasında yoktur. Kendine ve eşine güveni tamdır. Gereksiz kıskançlıklar yapmaz ve karşısındakinden aynı davranışları bekler.

Bayan bakımlı
Erkekler güzel kadınları severler, bu nedenle her zaman kendine bakan, güzel giyimli kadınlarla birlikte olmak isterler. Böyle bir kadın onlar için çekicidir. Evde karşısına sürekli olarak eşofmanla ya da dağınık saçlarla çıkan bir kadınla beraber olmaktansa, evde bile seksi kıyafetler giyen bir kadınla birlikte olmak isterler.

ERKEKLERİN SEVMEDİĞİ KADINLAR: SAKIN BÖYLE OLMAYIN

Feminist
Özellikle aşırı feminist olan ve her söylediklerinin altında farklı bir anlam arayan kadınlar, erkeklerin hiç sevmediği tiptir.

Bağımlı
Erkekler özgür kadınları severler, sürekli olarak kendisine bağımlı olan kadınları sevmezler. Çünkü bu tip kadınların her zaman kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşünerek, onları küçümseyebilirler.

Romantik
Romantizmi çok seven kadınların hayal dünyasında yaşadığını düşünen erkekler, izlediği filmlerden ya da okuduğu kitaplardan etkilenen romantik kadınları tercih etmezler. Çünkü bu tip kadınlar sürekli olarak ilgi isterler.

Sinirli
Erkeklere karşı sürekli öfkeli olan ve her zaman tartışmaya hazırlıklı olan bu kadın tipleri, erkekleri evlerinden soğutabilir. Böyle bir kadınla yaşamak onlar için oldukça zordur.

Nazlı
Sürekli her şeye ağlayan ve istediği şey olana kadar inat eden kadınlar, erkeklerin koşarak uzaklaşmasına neden olan tiplerdir. Nazlı bir kadınla evlenen bir erkeğin, mutluluğu başka yerlerde aramasına şaşmamak gerekir.

Yasina Gore Erkekler Kadinlar


YAŞINA GÖRE ERKEK

*20 yaşında erkek FİAT gibidir. Küçük ama hızlı.
*20-30 yaş arasında PORSHE gibidir. Hızlı ve konforlu.
*30-40 arası erkek VOLVO gibidir. Biraz sıkıcı ama teknik olarak mükemmel.
*40-50 arası erkek OPEL gibidir. Yapabileceğinden fazlasını vaat eder.
*50-60 arasında ise eski bir FORD gibidir. Harekete geçirmek için karbüratöre biraz alkol koymak gerekir.

YAŞINA GÖRE KADIN

*15-25 arasında kadın AFRİKA gibidir. Yarı keşfedilmiş, yarı bakir.
*25-35 arasında AMERİKA gibidir. Tamamı keşfedilmiş ve bilimsel olarak mükemmel.
*35-45 yaşları arasında HİNDİSTAN ve JAPONYA gibidir. Çok ateşli, bilge ve güzel.
*45-55 arasında FRANSA gibidir. Savaştan hasarlı çıkmış ama hala çekici.
*55-60 arasında kadın ALMANYA gibidir. Savaşı kaybetmiştir ama umutları vardır.
*60-70 arasında kadın RUSYA gibidir. Geniş, sakin ama kimsenin gitmediği.
*70'inden sonra kadın TÜRKİYE gibidir. Şanlı bir geçmiş ama gelecek yok.

22 Ocak 2009 Perşembe

Parfüm Nerelerlere Sürülmeli?



Vücut

Parfümler kokularını yaymak için sıcaklık, hareket gibi faktörlere ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle parfüm sürmek açısından vücudun bazı bölgeleri ayrıcalıklıdır:
Sıcak ve nemli noktalar. Koltuk altları, göğüs araları, ense, kulak arkaları ve göbek
Kanın fazla pompalandığı noktalar. Bilek içleri, şakaklar ve boyun.
Hareketli noktalar. Dirsekler ve diz içleri.
Uzmanlardan hoş öneriler:
Coco Chanel “Öpülmek istediğiniz yeri parfümleyin”
Estée Lauder “Parfümü, kolunuzu yukarı kaldırıp tam önünüze sıkın ve yarattığınız koku bulutunun içine girin. Böylece binlerce parfüm molekülü vücudunuzun her yerine konacaktır”

Saç

Saçınızı parfümlemek istiyorsanız, öncelikle temiz olmalarına dikkat edin. Kokuların birbirine karışmaması için şampuanınızı kokusuz olanlar arasından seçin. Saçlarınız kısa ise saç diplerinize, uzun ise uçlarına sıkmanız yeterli olacaktır.
Küçük bir hoşluk:
Saçınızı fırçalamadan önce fırçanıza biraz parfüm sıkın.

Giysiler

Parfümler pamuklu, yünlü gibi doğal lifle dokunmuş kumaşlarda çok kalıcıdır ve rahat yayılır. Sentetik liflerde yayılımı ve kalıcılığı azdır. Parfümün en kalıcı olduğu dokular ise kürkler ve muslin kumaştan yapılmış eşarplardır.
Giysiler parfümlenebilir ama gelişigüzel değil:

- Parfümünüzü ceket ve mantoların astarlarına, etek ve elbiselerin etek baskılarına sıkın.

- Asla giysilerinizi farklı parfümler sıkmayın. Üst üste sıkılan parfümlerin molekülleri iyi bir karışım oluşturmaz ve kötü bir etki uyandırır.

- İpekli giysilerinize parfüm sıkmayın, kalıcı lekeler bırakır.

- Eğer parfümünüzü sık sık değiştiriyorsanız, sadece vücudunuzu parfümlemekle yetinin. Koku zaten giysilerinize de sinecektir.

- Mücevher ve özellikle incilerinizin yakınında parfüm kullanmayın: parfümlerdeki alkol mücevherlerin parlaklığını yok eder ve incileri sarartabilir.

- Giysi dolabınızı parfümlemeyi unutmayın.

Ne kadar şanssızım!'


Üzgün ve pısırık görünüşlü bir Adam barda tünemiş oturuyormuş. Önünde

Bir türlü içemediği bir içki bardağı, suratı asık.. O sırada barın

kapısı açılmış. İri yarı, külhanbeyi tavırlı bir Adam, sert adımlarla

barın tezgahına doğru yürümüş ve pısırık adamı iteleyerek tabureye

oturmuş. Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına

dikmiş. Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra, 'Ne o, neden böyle

Surat asıyorsun, gemilerin mi battı?' diye sormuş. 'Sorma, ben çok

Talihsiz bir adamım' demiş pısırık. 'Neden?' diye sormuş Adam tekrar.

Şöyle cevaplamış pısırık, 'Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden

Kovdu. O sinirle işe geç kaldım. Patronum zaten bahane arayıp

Duruyordu, beni işten attı. İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı.

Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karımı başka

Bir erkekle yatakta yakaladım. Bu kadarı da fazla artık dedim, kendimi

öldürmeye karar verdim. Tabancayla vuracaktım, silah tutukluk yaptı.

İple asmaya kalktım, ip koptu. Doğalgazla öleyim dedim, faturayı

ödemediğim için gaz kesikti. Eczaneden fare zehiri aldım, buraya

Geldim, içki bardağıma koydum. Onu da geldin sen içtin. Off.. Offfff...

20 Ocak 2009 Salı

Kadın ile erkeğin hayata bakışı farklılık arzedebiliyor.



Saç kesiminden yola çıkılarak iki cins arasındaki algı ve zihin yapıları arasındaki tezatlar gel-gitler genel hatlarıyla çizildi.Konunun üç farklı versiyonu oluşturuldu.

İlki Kadın-erkek, ikincisi kadın-kadın ücüncüsü de erkek-erkeğe konuşmalar..
İnternet ortamında dolaşan bu mail dikkatimizi çekti. Stresli gündemden biraz olsun uzaklaşmaya ne dersiniz?

1.Versiyon Kadin / Erkek: Bir erkegin hayati nasil karartilir?

Kadin: Saçimi kestireyim mi?
Erkek: Olur.
Kadin: Ama kiyamiyorum.
Erkek: Öyleyse kestirme.
Kadin: Canim degisiklik istiyor...
Erkek: O halde kestir.
Kadin: Bana akil vermeyi birak, delilere verir gibi.
Erkek: Eger nasil hosuma gittigini bilmek istiyorsan, sana derimki uzun saçli.Bunu biliyorsun.
Kadin: Beni tanidiginda kisaydi.
Erkek: Ve sana tam olarak ne dedigimi hatirliyorum: 'Ne güzel olurdun uzun saçla'.
Kadin: Ama herkes kesmemi söylüyor.
Erkek: Bu durumda kuaföre git ve birak uyuyayim lütfen. Bunu senden Allah rizasi için istiyorum.
Kadin: Peki nasil kestireyim? Kat kat mi yoksa perçemli mi?
Erkek: Kat kat.
Kadin: Bana yakisacagini sanmiyorum, çünkü saçim çok düz.
Erkek: Birak perçemli olsun.
Kadin: Çok yorucu.
Erkek: Yordugu zaman tekrar kestirirsin.
Kadin: O zaman asla uzatamam.
Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme güzelim.
Kadin: Bana güzelim deme !!!!!!!
Erkek: ?!?!?!?!!

2.Versiyon Kadin / Kadin:

1.Kadin: Ah sekerim saçini mi kestirdin? Ne kadar güzel olmussun!!!
2.Kadin: Ay sahi mi söylüyorsun? Ben pek emin olamiyorum. Ay çok mu kisa oldu acaba...??
1.Kadin:Amaaan ne alakasi var.Benim yüzüm bu kadar genis olmasa ayni kesimi bende denerdim.Benim su saçim klasik oldu artik,yeni bir modele hiç cesaret edemiyorum.
2.Kadin: Ay yapma Allah askina nesi varmis yüzünün....Bak söyle suralarindan kat verdirsen, harika olur!! Benim de boynum uzun olmasa ayni seninki gibi bir model yaptirirdim.
1.Kadin: Ah şekerim sende bir alemsin. Keske benimde boynum seninki gibi olsa. En azindan su çökük omuzlarimin dikkat çekmesini engellemis olurdum.
2.Kadin: Ayol sen ne diyorsun?.. Senin gibi omuzlari olsun isteyen bir sürü kiz var... Giydigin her sey sana öyle yakisiyor ki..Birde benim su kisa kollarima bak. Omuzlarim seninkiler gibi olsaydi, giydigim bluzlar üstümde emanet gibi durur muydu? Vir vir vir, dirdirdir...

3.Versiyon Erkek / Erkek:

1.Adam: Saçini mi kestirdin?
2.Adam: Evet
1.Adam: Sihhatler olsun abi!..
2.Adam: Sagol...
Olay budur ! :D

Kadi Ordek Hikayesi


Kadı'nın, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş.

Vitrinde, güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir
ördek var.

Kadı, fırıncıya 'Ben bunu aldım' demiş. Kadı'ya itiraz edilir mi?

Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş. Az sonra ördeğin sahibi gelmiş:

'Hani bizim ördek?' Fırıncı boynunu büküp 'Uçtu' deyince iş kavgaya dönüşmüş.

Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü

çıkarınca korkup kaçmaya başlamış...

Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının
üstüne düşmüş.

Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.

Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp

peşlerine takılmış... Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini
yakalayarak

kadının karşısına çıkarmışlar. Kadı sırayla sormuş...

Ördeğin sahibi, 'Bu adam ördeğimi hiç etti' diye şikáyet etmiş. Kadı,
fırıncıya sormuş:

'Ne yaptın bu adamın ördeğini?' Fırıncı 'Uçtu' demiş.

Kadı, kara kaplı defterini açmış:'Ördeğin karşısında tayyar yazılı.
Tayyar 'Uçar' anlamına gelir.

O halde ördeğin uçması suç değil' diyerek fırıncının beraatine karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikáyetine de kara kaplı

defterden bir madde bulmuş: 'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara,

o müslimin tek gözü çıkarıla...' Davacı 'Ne olacak?' diye sorunca kadı,

'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü

çıkaracağız.' Tabii gayrimüslim şikáyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu

davadan da beraat etmiş. Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da kadı,

'Tamam' demiş, 'Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak.'

Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:

'Senin şikáyetin ne?' Yahudi ellerini açmış, 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş,

'Adaletinle bin yaşa sen e mi?'

Kıssadan hisse: Ananı öpen kadı ise kime şikáyet edeceksin? Bugün
ülkedeki durum bu!

19 Ocak 2009 Pazartesi

İyi ve Kötü



İyi ve Kötü

Leonardo da Vinci 'Son Aksam Yemeği' isimli resmini yapmayı
düşündüğünde büyük bir güçlükle
karşılaştı... İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın
arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet
etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek
zorundaydı...
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak
kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun
verdiği konser sırasında,korodakilerden birinin İsa tasvirine çok
uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti,
sayısız taslak ve eskiz çizdi.
Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse
tamamlanmıştı,ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için
kullanacağı modeli bulamamıştı.... Leonardo'nun çalıştığı
kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı
sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç
bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden
geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.
Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye
taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.
Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı.Leonardo adamın yüzünde
görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu...
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar
sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve
bu harika duvar resmini gördü.Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle
şöyle dedi:'Ben bu resmi daha önce gördüm...'
'Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.
'Üç yıl önce' dedi adam.. 'Elimde avucumda olanı kaybetmeden
önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim
vardı, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere
davet etmişti...'


İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...
Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...

Paulo Coelho

İş kuyruğu...

Adamın biri iş bulmak için İstanbul'da İşçi Bulma Kurumu'na müracaat etmiş.

- Evet bir iş var... demiş ilgili memur. Rus dans grubu birini

arıyor.Tüm yapılacak iş kızların soyunmasına,giyinmesine

yardım etmek, günde iki kez vücutlarını bebek yağı ile

yağlamak, göğüslerinin ucuna parlak küçük yıldızlar

yapıştırmak falan...

Sevinçten gözleri parlamış adamın;

- Ohhh çok iyi, hemen başlayabilirim, demiş.

- Tamam.. O zaman yarın sabah yedide Adapazarı'nda olabilir misiniz?

- Neden? İş Adapazarı'nda mı?

- Hayır, iş İstanbul'da.. Fakat başvuru kuyruğunun sonu şu anda orada!

Günlük vaziyetine bakıyorum sevgilim

Vadesiz mevduat gibi güzelsin
Bana likiditem kadar yeterlisin
Sapma ne olur, gerçekleşen hedefimsin
Takipdeki krediler gibi peşindeyim
Bitsin artık kısa vadeli buluşmalar
Uzun vadeli kaynak ol, kal bende
Süper ol, sırdaş ol, dilersen repo ol
Hazine faizleri gibi sevdan var bende
Sana olan sevgim depasmanda
Spot kredi ol faizinle dön geri
Ah şu hedeflerim olmasa
Çoktan kapatırdım aşk kredini
Faiz dışı gelir yapar severdim seni
Hiç sevmiyorum vade sonlarını
Ayrılık günü gibi geliyor bana
Dayanamıyorum artık değişen kurlarına
Razıyım tam ol, çeyrek ol, yeter ki yat hesabıma..

Akbulut

öyle bir hayat yaşıyorum ki,
cenneti de gördüm, cehennemi de
öyle bir aşk yaşadım ki,
tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
bazıları seyrederken hayatı en önden,
kendime bir sahne buldum oynadım.
öyle bir rol vermişler ki,
okudum okudum anlamadım.
kendi kendime konuştum bazen evimde,
hem kızdım, hem güldüm halime,
sonra dedim ki “söz ver kendine”
denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
öyle çok değerliymiş ki zaman,
hep acele etmem bundan, anladım

AMBER (KEHRİBAR) TANIMA, ANLAMA VE SATIN ALMA SANATI

AMBER CİNSLERİ VE OLUŞUM SÜRELERİ

Amberin Kraliçesi olarak adlandırabileceğimiz “BALTIK AMBERİ”, fosilleşmiş ve yaklaşık 50 milyon yıl öncesine dayanan Rusya’nın bir kısmı ile, Batlık Denizi çevresindeki alandan çıkarılan amberlere verilen isimdir.
İkinci değerli amber cinsi Dominik Adaları’ndan çıkarılan amberlerdir ki oluşumları 10 ila 25 milyon yıl civarındadır.
Üçüncü cins amberler ise,”genç amber” veya “Polonya Amberi” olarak adlandırılır. Oluşumları 1 ile 10 milyon yıl arasındadır.
Copal adı verilen, henüz tam oluşmamış ve fosilleşmemiş amberler ise “copal” ve “kauri gums” olarak adlandırılırlar ve genellikle değerli koleksiyonlarda yer almazlar.

SATIN ALMA AŞAMASINDA TEST İÇİN YANINIZDA TAŞINABİLECEK
MALZEMELER VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKLİ HUSUSLAR

1- Amberi satın alırken, muhakkak, inceleme ve gerekirse iade için 1-2 günlük mühlet isteyiniz. Bu sizin, evde, taşı test etmeniz için gerekli süreyi size sağlayacaktır.
2- Amberi mümkünse, daha önce alışveriş yaptığınız, güvenilir satıcılardan alınız.
3- Satın alırken, muhakkak, 5-10 misli büyüten büyüteç, vb. bulundurunuz ve yine, eğer elinizde varsa, gerçek olduğunu bildiğiniz amber ve copal çeşitleri ile alacağınız amberi büyüteçle mukayese ediniz.
4- İlk test için tırnaklarınızı ve bakır bir bozuk para veya küçük bir çakı ile, 15 santimetrekarelik yün veya kadife bir bez parçası ile birkaç parça kağıt kırıntısı veya konfeti ile yine mümkünse, “batma testi” için kullanabileceğiniz, içinde 3 farklı tuzlu su çözeltisi bulunan, ağzı kapalı 3 kapve 7-8 cm uzunluğunda, ince bakır bir tel veya ataç ile kibrit veya çakmak bulundurunuz. Bütün bunlar, basit ve etkili bir şekilde, ilk testleri yapmanızı sağlayacaktır.

İNCELEMEDE TEMEL KRİTERLER

A) OLUŞUM HALKALARI
Amber, çok uzun sürede oluştuğu için, gerçek amberde, bu oluşum halkaları düzenli ve homojen bir yapı gösterir. Taklitlerinde ise, bu oluşumlar, enjeksiyon ve benzeri yöntemlerle, (sıkma,eritme,vb.) kısa sürede yapıldığı için, dağınık ve düzensiz bir yapı sergileyecektir.

B) KALIP İZLERİ
Taklit amberlerde, şu veya bu şekilde bir kalıpta elde edildikleri için, kalıp izleri,taşın dış yüzeyinde hava ile temas sonucu oluşan hava kabarcıkları, şekil bozuklukları ve hatta bazen, merkezin hemen yanında, bir büyüteçle okuyabileceğiniz “MADE IN TAIWAN” yazısını dahi görebilirsiniz.

C) SERTLİK
Batlık amberini sertliği genellikle, 2- 2.5 (moh ölçeğine göre) dir. İnsan tırnağının ortalama sertliği ise, aynı ölçeğe göre 2 civarındadır. Dolayısı ile gerçek amberi tırnağınızla çizemez ancak, sertliği 3 olan bakır bir para ile ise çizebilirsiniz. Normalde, satıcı, sizin bunu yapmanıza izin vermeyecektir.Bunun için, bu testi, ya evinizde ya da satıcının görmeyeceği ve taşın direkt göz önünde olmayan, görünümüne ve değerine zarar vermeyecek bir yerine uygulayarak yapınız.
TEST YÖNTEMLERİ
Bir amberin gerçek olup olmadığını anlamak için çeşitli testler uygulanabilir. Örneğin; kimyasal metodlar, gemolojik laboratuar testleri ( sertlik, kırılma, yansıma, yoğunluk vb.) Ancak bunları herkes yapamaz, ve bulunduğu ortamda ya da evinde yapamaz. Ancak, aşağıdaki basit ev yöntemleri ile de etkili teğetler yapılabilir:
1- SICAK NOKTA TESTİ
Bunun için, 7-8 cm uzunluğunda ince bir bakır tel veya benzer uzunlukta bir ataç (kağıt klipsi) kullanabilirsiniz. (Yalnız, dikkat edilmesi gereken nokta; bu ince bakır tel veya ataç’ı test sırasında kesinlikle çıplak elle tutmayınız. Zira, özellikle bakır, ısıyı çok iyi ilettiğinden, elinizin yanmasına neden olabilir.) DENEY: Bu bakır tel veya ataç’ın ucunu akkor hale gelinceye kadar ısıtınız ve bu ucu, taşın, kolyenin, tesbihin görünmeyecek ve değerinin düşmesine neden olmayacak bir noktasına, örneğin, ip,zincir vb. deliğinin kenarına veya imamenin dibine değdiriniz ve amberin yanıp yanmadığını, eriyip erimediğini veya herhangi bir tepki gösterip göstermediğini izleyiniz. Telin kızgın ucunu dokundurduğunuz noktaya burnunuzu yanaştırıp koklayınız. Eğer çam ve çam reçinesi kokuyorsa amber gerçektir. Değilse taklittir. Bu deneyin detaylı sonuçları ileride verilen “test matrix” kısmında detaylı belirtilmiştir. Bu bakır teli veya ataç’ı yanınızda taşıyabilir ve bir kibrit,çakmak vb. vasıtası ile dışarıdaki alışverişleriniz esnasında da kullanabilirsiniz.




2- YÜZME TESTİ

Bu test, amberin özgül ağırlığından faydalanarak gerçekliğini anlamak için kullanılır.Bu testi yaparken kullanacağınız amber; metal,plastik vb. bir zincir, kolyeye bağlı olmamalıdır. Çünkü bu takdirde bu sözü edilen objelerin özgül ağırlığı amberden farklı olduğundan,sonuçlar yanıltıcı olacaktır. Yine ileride verilen “test matrix” de bu konu ile ilgili detaylı sonuçlar açıklanmıştır. Bu testi yapmak için, içlerinde 1.çözeltide 1çorba kaşığı, 2. çözeltide 2 çorba kaşığı, 3. çözeltide ise 3 çorba kaşığı tuz olan ve her birinde yaklaşık 285 gr. Su olan 3 farklı çözelti kullanılmalıdır.

3- STATİK ELEKTRİK TESTİ
Ünlü filozof Tales, amber üzerine yaptığı çalışmalarda, amberin, küçük bir parça yünlü veya kadife kumaşa (yaklaşık 15 santimetrekare) kısa bir süre sürtüldüğünde, bir statik elektrik akımı oluşturarak, keten, kağıt, saman,kül gibi, küçük parçacıkları çektiğini saptamıştır. Oysa birçok taklit amberde bu olmayacaktır.

4- BIÇAK TESTİ
Demirin (Çeliğin) yine “moh” ölçeğine göre sertliği 5,5 dir. Bıçakla, yine amberin zarar görmeyecek,görünmeyecek bir yerini hafifçe kazıdığımızda,çok küçük parçacıklar veya toz döküldüğünü görürüz. Birçok cins taklit amberde ise, bu dökülme, kıvrımlar veya talaşlar şeklinde olacaktır. Bununla ilgili detaylı sonuçları da yine aşağıdaki “test matrix” de görebiliriz.


TEST MATRIX

GERÇEK AMBER
Tuzlu su deneyinde amber, sadece 2. ve 3. çözeltilerde yüzecek, birincide ise, (1 kaşık tuz olan çözeltide) batacaktır.
• Sıcak Nokta deneyinde amber,kolaylıkla yanmayacak, güzel bir çam kokusu verecektir. Ve dokunduğunuzda da hafif sıcaklık hissi verecektir.
• Kadife veya yün kumaş parçasına sürttüğümüzde, gerçek amber, statik elektrik akımı oluşturarak, yukarıda bahsedilen, kağıt,saman,keten,konfeti,kül parçacıklarını çekecektir.
• Gerçek amberin özgül ağırlığı 1,03 – 1,10 arasındadır.
• Batlık amberinin sertliği “moh” ölçeğine göre 2 – 2,5 arasındadır.
• Burma veya sıkma amberin sertliği 3 tür.
• Dominik amberinin sertliği 1,5 – 2 arasındadır
• Bıçakla kazındığında, amber, toz veya granül halinde dökülecektir.
COPAL ( HAM AMBER)
Copal de hakiki amber gibi kumaşa sürtüldüğünde, statik elektrik oluşturarak, küçük parçacıkları çekecek ve sıcak nokta deneyinde de çam kokusu verecektir. Ancak sıcak nokta deneyinde,sıcaklık bir miktar artırıldığında, dokundurulan noktada hafif erime, ve hafif yapışkanlık oluşacaktır. Amber gibi copal’in içinde de bitki ve hayvan fosilleri, kalıntıları görülebilir. Copal genel olarak, Afrika, Brezilya, Doğu Hindistan’da görülür. Bunun diğer bir çeşidi olan ve “kauri gum” adı verilen diğer bir sertleşmiş reçine türü ise Yeni Zelanda’da bulunur. Bunun özgül ağırlığı da 1,06 – 1,08 arasıdır.

TAKLİT COPAL ( Afrika amberi, Afganistan Amberi, Mısır Amberi, Papaz Tesbihi amberi)
Bunlar ise, tuzlu su çözeltilerinin her üçünde de hatta bazen tatlı suda dahi yüzeceklerdir. Renkleri, genelde, soluk sarı olup, zaman zaman bulanık kırmızı veya ateş kırmızısı ( ki bu ısıtılarak elde edilir) olabilir. Gerçek copal ise bu rengi alamaz, ısıtılamaz çünkü erir. Taklit copal’ler genellikle, sentetik olarak,çubuk şeklinde üretilir, kesilip şekil verilerek tane haline getirilir. Bunların taneleri,, renk, görünüm, şekil vb. açısından tümüyle aynıdır. Özellikle, fıçı şekilli taşlar, bunların uzun plastik çubuklardan kesilerek yapıldığını gösterir. Özgül ağırlıkları 1,05 dir.

SENTETİK AMBERLER
POLYBERN
Sadece 3. tuzlu su çözeltisinde ( 3 kaşık tuz atılan çözeltide) yüzecektir. Bu madde, gerçek amber yongaları, amber tozu ve polystyrene karışımından oluşmaktadır ve genellikle, amber tozları eritilip karıştırılarak yapılır. Kesitine bakıldığında 3 farklı aşama ve 3 tabak görülür. Amberin içine gömülü yongaların etrafında küçük hava kabarcıkları görülür. Sıcak nokta deneyinde amber gibi koku verir fakat, dikkatli bakıldığında keskin kenarlı (kalıp izli) bir toprak yığını, külçe görüntüsü verir. Çoğunlukla, Polonya ve kısmen de Alman yapımıdır. Görüntüsü güzeldir, ancak değeri gerçek amberin 1/3 ü kadardır.

POLYSTYRENE (PLASTİK – TERMOPLASTİK)
Her 3 çözeltide ve hatta bazen tatlı suda da yüzer. Kumaşa sürtüldüğünde statik elektrik oluşturur ancak, sıcak nokta testinde plastik kokusu verir, bıçak testinde ise, kıvrım veya talaş şeklinde dökülür. Özgül ağırlığı 1,05 dir.

CELLULOID (SELÜLOZ NİTRAT, SELÜLOZ ASETAT)
Her 3 çözeltide de batar. Sıcak nokta testinde kafuru kokusu verir ve hatta çoğunlukla tutuşabilir. Özgül ağırlığı 1,29 – 1,42 arasıdır. Bıçak testinde kıvrım veya talaş şeklinde dökülür. Eskileri, taklit amber olsa da, antika değerine sahip olabilir.

HORN (BOYNUZ)
Her 3 çözeltide de batar. Hatta yoğun tuzlu çözeltide de batar. Genellikle İrlanda kökenlidir ve papaz tesbihlerinde yer alır. Sarıya boyanarak, çoğunlukla küçük varil şekilli tanecikler halinde dizilir. Sıcak nokta testinde yanık boynuz ve yanık saç kokusu verir. Özgül ağırlığı 1,10 civarındadır.

BERNIT
1. ve 2. Çözeltilerde, bazen de 3. çözeltide de batar. “stres pulu” veya “güneş pulu” adı verilen, pul şeklinde tanecikler içerir. Çoğunlukla gerçek,” hareli amber” le karıştırılır. Bernit’ deki pulcuklar, genellikle kıvrık yapıdadır. Bazı bernit’lerde, bitki ve hayvan fosilleri bulunabilir ancak, bir büyüteçle baktığınızda, bu kalıntılardaki hayvanların, canlı iken, henüz ölmeden oluşturdukları, küçük hava kabarcıkları ve bacakları ile oluşturdukları, gerçek amberde bulunması gereken oluşumları göremezsiniz. Bu da içine sonradan, suni olarak gömüldüklerini gösterir, özellikle, aşırı büyük böcek fosilleri şüphe ile karşılanmalıdır.

SLOCUM (TAKLİT AMBER)
1.ve 2. , Bazen de her üç çözeltide de batar. Bloklar halinde satılır. Genellikle turuncu ve kırmızı renktedir.Hareli görünüme sahiptir. İçinde böcek kalıntıları ve kıvrımları görülmekle birlikte, bir büyüteçle baktığınızda, bu kalıntıların çok aşırı sık ve düzenli olduğunu görürsünüz. Sıcak nokta testinde meyve kokusu verir. Özgül ağırlığı 1,17, sertliği 3 tür.

BAKELITE
Her 3 çözeltide de ve hatta yoğun tuzlu su çözeltisinde de batar. Genellikle, kırmızı veya siyah renktedir. Çoğunlukla, 100 yıllık parçalarda dahi, aşınma, yıpranma vb. görülmeyebilir. Sıcak nokta deneyinde, keskin ve ekşi bir koku verir. Statik elektrik üretir ( kumaşa sürtüldüğünde) Günlük kullanımda bildiğimiz bakalitle aynıdır. Özgül ağırlığı 1,25 dir. Çok eskileri, taklit amber olarak antika değerine sahip olabilir.

CASEIN
Her 3 çözeltide de batar. Sıcak nokta deneyinde yanık süt kokusu verir. Çünkü sertleştirilmiş süt proteininden yapılmıştır. Kumaşa sürtüldüğünde statik elektrik üretmez, özgül ağırlığı 1,32 dir. Çok eski olanların antika değeri vardır.

CAM
Her 3 çözeltide de batar. Dokunulduğunda soğuk bir izlenim verir. Donuk bir renk tonu vardır. İki parçası birbirine vurulduğunda çatlayan cam sesi verir. Genellikle yüzeyleri traşlanarak satılır.



DİĞER TAKLİTLER

MEERSCHAUM
Özgül ağırlığı 1,10 – 1,20 arasıdır.

JET (SİYAH AMBER)
İnci, sedef, amber ve mercan gibi organik bir taştır. Linyit kömürünün bir cinsidir. Fosilleşmiş hali’dir. Vikingler bunu, “siyah amber” olarak tanımlamışlardır. Bizde “Oltu Taşı” adı verilen madde ve “Rus Taşı” adı verilen maddelerle büyük benzerlik göstermektedir. Çinliler, zamanla, doğal amberin bu “jet” adı verilen siyah taşa dönüştüğüne inanmaktadırlar. Özgül ağırlığı 1,10 – 1,38 dir.

ACRYLIC PLASTICS – PLEXIGLASS , LUCITE, PERSPEX
Özgül ağırlığı 1,18 - 1,19 dur.

TORTOISE SHELL (KAPLUMBAĞA KABUĞU)
Özgül ağırlığı 1,26 – 1,35 dir.
BİTKİSEL FİLDİŞİ
Süt amberi yapımında kullanılır. Özgül ağırlığı 1,38 – 1,40 dır.
MADEN KÖMÜRÜ
Özgül ağırlığı 1,40 dır.

FİLDİŞİ
Yağlı ve Süt amber yapımında boyanarak kullanılır. Özgül ağırlığı 1,42 dir.

MOH SCALASI

Minerallerin ve organik maddelerin, en çok kullanılan, standart, sertlik derecelendirme sistemi’dir. 1 den 10 ‘a kadar sertlik derecesi içerir. Örneğin :

1- TALK
2- ALÇITAŞI , JİPS
3- KALSİT
4- FLUORİT
5- APATİT
6- ORTOKLAZ
7- QUARTZ
8- TOPAZ
9- YAKUT
10- ELMAS


TERCÜME VE DÜZENLEME : Kaptan İLTERİŞ ÇATALPINARLAR

FARE ÖYKÜSÜ

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve
eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine:
"İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.
Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu
anladığında yıkılmıştı.
"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
bağırarak telaşla bahçeye fırladı.
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç
bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:
"Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil. Bana bir
zararı olamaz küçücük kapanın" dedi.
Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla
domuzun yanına koştu ve,
"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama,
"Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka
yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol"
dedi.
Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,
"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.
İnek ;
"Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni
ilgilendirmiyor." dedi.
Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü.
Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak
zorunda olduğunu anladı.
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik
farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı
ki birden bir ses duyuldu.

Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.
Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından
fırladı ve mutfağa koştu.
Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını
fark edememişti.
Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden
çiftçinin karısını ısırdı.
Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor,
zehiri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı.
Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız
ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.
Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu
herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.
Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.
Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.
Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki
çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi
ve öldü.
Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et
sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.
Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden
izledi.
Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile
karşı karşıya ise hepimizin aynı tehlikede olabileceğini
hatırlayalım.
Hepimiz yaşam denilen bu yolculukta yer alıyoruz.
Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve diğerlerini
cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız.



Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını
esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.
Mustafa Kemal Atatürk

BİR GÜN...

Bir gün...bir kozada küçük bir delik açildi...ve bir adam...bedenini bu küçücük delikten
çikarmaya çalişan kelebeği saatlerce seyretti...Sonra...kelebek sanki daha fazla
ilerlemek istemiyormuş gibi durdu...Sanki...ilerleyebileceği kadar
ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu....Ve adam...kelebeğe
yardım etmeye karar verdi...Eline bir makas aldı ve kozayı keserek deliği
büyüttü...Kelebek kolayca dışarı çıktı...Fakat bedeni kocaman ve
kanatları kuru ve buruşuktu...

Adam...kelebeği izlemeye devam etti...çünkü zamanla kanatlarının büyüyüp
bedenini taşıyabilecek kadar genişleyebileceğini umut ediyordu...
Fakat bu olmadı!..Gerçekte...kelebek ömrünün geri kalanını
kocaman bedeni...kuru...buruşuk kanatları ile etrafta sürünerek geçirdi...

Uçmayı hiç başaramadı...Adamın bu aceleci iyiliği içinde
anlayamadığı...bu kısıtlayıcı kozanın ve
kelebeğin o küçücük delikten dişari çıkmak için verdiği mücadelenin...
kelebek için gerekli olduğuydu...çünkü bu...Tanrı'nin...yaşam
sıvısının kelebeğin bedeninden kanatlarına doğru
akmasını sağlamak için bulduğu yoldu...böylece kelebek kozadan
kurtulduğu anda uçmaya hazır olabilecekti...

Güç istedim...
Ve Tanrı...beni güçlü yapmak için karşıma zorluklar çıkardı...

Bilgelik istedim...
Ve Tanrı bana çözmek için sorunlar verdi...

Zenginlik istedim...
Ve Tanrı çalişmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi...

Cesaret istedim...
Ve Tanrı üstesinden gelmem için bana tehlike verdi...

Sevgi istedim...
Ve Tanrı yardim etmem için bana sorunlu insanlar verdi...

İyilik istedim...
Ve Tanrı bana fırsatlar verdi...

İstediğim hiçbir şeyi elde etmedim...İhtiyacım olan
herşeyi elde ettim...

1 Ocak 2009 Perşembe

Olmanin Faydalari.

JAPON OLMANIN FAYDALARI

-Bakkalınızdan Japon yapıştırıcısı isterken gururla ' - Şu bizim yapıştırıcıdan versene' dersiniz.
-Çok kiloluysanız zayıflamak için milyonlarca lira harcamaz aksine Sumo Güreşçisi olup
üstüne para kazanabilirsiniz.

-Adamlar yapmış ağbi! 'diyerek hep kulaklarınızı çınlatırlar.

- Devleti yönetenlerin koltuklarını bırakmaları için ölmelerini beklemezsiniz.

İNGİLİZ OLMANIN FAYDALARI

- Her zaman için beyaz atlı prensin kapınızı çalma ihtimali vardır(Prens Charles! ) .
- Ve üstteki mantığa göre kaynananız bir kraliçe olabilir.
- Hiç bir baltaya sap olamazsanız, bir tamirhanede ' İngiliz anahtarı 'olabilirsiniz.
- İngilizceyi su gibi konuşursunuz. (!)

AMERİKALI OLMANIN FAYDALARI

- Kendinizi iyi hissetmeniz ve Amerikalı olmanın hazzını ve gazzını almak için, herhangi bir
Amerikan filmini seyretmeniz yeterlidir.Eğer hala övünmekten böğ gelmemiş ve kusmamışsanız.

- Her zaman ülkeniz savaştadır ama size zarar gelmez..
- NBA maçlar ını izlemek için sabahın köründe kalkmazsınız..
- Her apartmandaki 10 kişiden 5 'i dünyayı kurtaracak güçtedir..
Düşman ister uzaylı olsun isterse bir göktaşı ... (örnek: Rambo, terminator, v.s..)


ÇİNLİ OLMANIN FAYDALARI

- Çocuğunuzun ismini tabak çanak kırıp koyabilirsiniz. Çang, Çung, Çing gibi..
- Uzaydan görülebilen tek insan eseri olan ' Çin Seddi' ni gerçekleştirmiş olmanın
gururunu yaşarsınız..

- Uzağı net görmek için gözlerinizi kısmanız gerekmez.
- Tek yataklı oda parası verip üç kişi yatabilirsiniz.

FRANSIZ OLMANIN FAYDALARI

-İngilizce bildiğiniz için değil, bilmediğiniz için hava atarsınız( Yani onlar öyle sanıyor) ..
- Her şeye Fransız kalabilirsiniz..
- Fransızca küfür bile etseniz şiir okuyosunuz sanırlar...

İTALYAN OLMANIN FAYDALARI

- Kaybolmazsınız. Çünkü her yol Roma'ya çıkar.
- Herkesin sırtını yaslayacak bir dayısı vardır,özellikle Sicilya dolaylarında...
- Dünya kızları, yakışıklılıkta hep sizi örnek gösterir..
- Doğan SLX fiyatına FERRARİ alabilirsiniz( Abartık ama olsun! Eee.. Böyle vergilere böyle espri!) ...

VEE TÜRK OLMANIN FAYDALARI

- 2050 yılında dünyanın tek hakimi olabilirsiniz(Çünkü herkes uzaya çıkmış olacak)...
- Eğer dünyanın hakimi olursanız, uzaydan gelebilecek UFO lara taş atıp onları korkutup,
kaçırabilirsiniz( UŞAK da yaşanmıştır) ..

- Restoran, lokanta gibi yerlerde masaları birleştirebilir ortaya bir salata söyleyebilir, masanın kısa
bacağının altına katlanmış kağıt koyabilirsiniz...

- Otobüs, uçak, hastahane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep
telefonu ile konuşabilir, plajda cep telefonunuzu mayonuza sıkıştırabilir ve herşey çok normalmiş
gibi davranabilirsiniz..

-İşsizlik, üretimsizlik, sosyal eşitsizlik, trafik canavarı, enflasyon ve sonu gelmeyen zamlarla canla
başla mücadele ederek, ' ülke yönetmecilik 'oynayan siyasetçilere yıllarca katlanarak ' Varolmanın
dayanılmaz eziyeti 've'insanoğlunun dayanıklılık gücü' konularında bilimsel araştırmalara katkıda
bulunabilirsi
niz...