Lokman Hekim’e hastasını tedavi ettiren kişi, “Daha çabuk iyileşmesi için hastamıza ne yedirelim ne yedirmeyelim?” diye sorunca, Lokman Hekim şu cevabı verir; "Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz yedirin!"

19 Ocak 2009 Pazartesi

İyi ve Kötü



İyi ve Kötü

Leonardo da Vinci 'Son Aksam Yemeği' isimli resmini yapmayı
düşündüğünde büyük bir güçlükle
karşılaştı... İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın
arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet
etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek
zorundaydı...
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak
kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun
verdiği konser sırasında,korodakilerden birinin İsa tasvirine çok
uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti,
sayısız taslak ve eskiz çizdi.
Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse
tamamlanmıştı,ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için
kullanacağı modeli bulamamıştı.... Leonardo'nun çalıştığı
kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı
sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç
bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden
geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.
Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye
taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.
Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı.Leonardo adamın yüzünde
görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu...
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar
sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve
bu harika duvar resmini gördü.Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle
şöyle dedi:'Ben bu resmi daha önce gördüm...'
'Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.
'Üç yıl önce' dedi adam.. 'Elimde avucumda olanı kaybetmeden
önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim
vardı, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere
davet etmişti...'


İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...
Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...

Paulo Coelho

İş kuyruğu...

Adamın biri iş bulmak için İstanbul'da İşçi Bulma Kurumu'na müracaat etmiş.

- Evet bir iş var... demiş ilgili memur. Rus dans grubu birini

arıyor.Tüm yapılacak iş kızların soyunmasına,giyinmesine

yardım etmek, günde iki kez vücutlarını bebek yağı ile

yağlamak, göğüslerinin ucuna parlak küçük yıldızlar

yapıştırmak falan...

Sevinçten gözleri parlamış adamın;

- Ohhh çok iyi, hemen başlayabilirim, demiş.

- Tamam.. O zaman yarın sabah yedide Adapazarı'nda olabilir misiniz?

- Neden? İş Adapazarı'nda mı?

- Hayır, iş İstanbul'da.. Fakat başvuru kuyruğunun sonu şu anda orada!

Günlük vaziyetine bakıyorum sevgilim

Vadesiz mevduat gibi güzelsin
Bana likiditem kadar yeterlisin
Sapma ne olur, gerçekleşen hedefimsin
Takipdeki krediler gibi peşindeyim
Bitsin artık kısa vadeli buluşmalar
Uzun vadeli kaynak ol, kal bende
Süper ol, sırdaş ol, dilersen repo ol
Hazine faizleri gibi sevdan var bende
Sana olan sevgim depasmanda
Spot kredi ol faizinle dön geri
Ah şu hedeflerim olmasa
Çoktan kapatırdım aşk kredini
Faiz dışı gelir yapar severdim seni
Hiç sevmiyorum vade sonlarını
Ayrılık günü gibi geliyor bana
Dayanamıyorum artık değişen kurlarına
Razıyım tam ol, çeyrek ol, yeter ki yat hesabıma..

Akbulut

öyle bir hayat yaşıyorum ki,
cenneti de gördüm, cehennemi de
öyle bir aşk yaşadım ki,
tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
bazıları seyrederken hayatı en önden,
kendime bir sahne buldum oynadım.
öyle bir rol vermişler ki,
okudum okudum anlamadım.
kendi kendime konuştum bazen evimde,
hem kızdım, hem güldüm halime,
sonra dedim ki “söz ver kendine”
denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
öyle çok değerliymiş ki zaman,
hep acele etmem bundan, anladım

AMBER (KEHRİBAR) TANIMA, ANLAMA VE SATIN ALMA SANATI

AMBER CİNSLERİ VE OLUŞUM SÜRELERİ

Amberin Kraliçesi olarak adlandırabileceğimiz “BALTIK AMBERİ”, fosilleşmiş ve yaklaşık 50 milyon yıl öncesine dayanan Rusya’nın bir kısmı ile, Batlık Denizi çevresindeki alandan çıkarılan amberlere verilen isimdir.
İkinci değerli amber cinsi Dominik Adaları’ndan çıkarılan amberlerdir ki oluşumları 10 ila 25 milyon yıl civarındadır.
Üçüncü cins amberler ise,”genç amber” veya “Polonya Amberi” olarak adlandırılır. Oluşumları 1 ile 10 milyon yıl arasındadır.
Copal adı verilen, henüz tam oluşmamış ve fosilleşmemiş amberler ise “copal” ve “kauri gums” olarak adlandırılırlar ve genellikle değerli koleksiyonlarda yer almazlar.

SATIN ALMA AŞAMASINDA TEST İÇİN YANINIZDA TAŞINABİLECEK
MALZEMELER VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKLİ HUSUSLAR

1- Amberi satın alırken, muhakkak, inceleme ve gerekirse iade için 1-2 günlük mühlet isteyiniz. Bu sizin, evde, taşı test etmeniz için gerekli süreyi size sağlayacaktır.
2- Amberi mümkünse, daha önce alışveriş yaptığınız, güvenilir satıcılardan alınız.
3- Satın alırken, muhakkak, 5-10 misli büyüten büyüteç, vb. bulundurunuz ve yine, eğer elinizde varsa, gerçek olduğunu bildiğiniz amber ve copal çeşitleri ile alacağınız amberi büyüteçle mukayese ediniz.
4- İlk test için tırnaklarınızı ve bakır bir bozuk para veya küçük bir çakı ile, 15 santimetrekarelik yün veya kadife bir bez parçası ile birkaç parça kağıt kırıntısı veya konfeti ile yine mümkünse, “batma testi” için kullanabileceğiniz, içinde 3 farklı tuzlu su çözeltisi bulunan, ağzı kapalı 3 kapve 7-8 cm uzunluğunda, ince bakır bir tel veya ataç ile kibrit veya çakmak bulundurunuz. Bütün bunlar, basit ve etkili bir şekilde, ilk testleri yapmanızı sağlayacaktır.

İNCELEMEDE TEMEL KRİTERLER

A) OLUŞUM HALKALARI
Amber, çok uzun sürede oluştuğu için, gerçek amberde, bu oluşum halkaları düzenli ve homojen bir yapı gösterir. Taklitlerinde ise, bu oluşumlar, enjeksiyon ve benzeri yöntemlerle, (sıkma,eritme,vb.) kısa sürede yapıldığı için, dağınık ve düzensiz bir yapı sergileyecektir.

B) KALIP İZLERİ
Taklit amberlerde, şu veya bu şekilde bir kalıpta elde edildikleri için, kalıp izleri,taşın dış yüzeyinde hava ile temas sonucu oluşan hava kabarcıkları, şekil bozuklukları ve hatta bazen, merkezin hemen yanında, bir büyüteçle okuyabileceğiniz “MADE IN TAIWAN” yazısını dahi görebilirsiniz.

C) SERTLİK
Batlık amberini sertliği genellikle, 2- 2.5 (moh ölçeğine göre) dir. İnsan tırnağının ortalama sertliği ise, aynı ölçeğe göre 2 civarındadır. Dolayısı ile gerçek amberi tırnağınızla çizemez ancak, sertliği 3 olan bakır bir para ile ise çizebilirsiniz. Normalde, satıcı, sizin bunu yapmanıza izin vermeyecektir.Bunun için, bu testi, ya evinizde ya da satıcının görmeyeceği ve taşın direkt göz önünde olmayan, görünümüne ve değerine zarar vermeyecek bir yerine uygulayarak yapınız.
TEST YÖNTEMLERİ
Bir amberin gerçek olup olmadığını anlamak için çeşitli testler uygulanabilir. Örneğin; kimyasal metodlar, gemolojik laboratuar testleri ( sertlik, kırılma, yansıma, yoğunluk vb.) Ancak bunları herkes yapamaz, ve bulunduğu ortamda ya da evinde yapamaz. Ancak, aşağıdaki basit ev yöntemleri ile de etkili teğetler yapılabilir:
1- SICAK NOKTA TESTİ
Bunun için, 7-8 cm uzunluğunda ince bir bakır tel veya benzer uzunlukta bir ataç (kağıt klipsi) kullanabilirsiniz. (Yalnız, dikkat edilmesi gereken nokta; bu ince bakır tel veya ataç’ı test sırasında kesinlikle çıplak elle tutmayınız. Zira, özellikle bakır, ısıyı çok iyi ilettiğinden, elinizin yanmasına neden olabilir.) DENEY: Bu bakır tel veya ataç’ın ucunu akkor hale gelinceye kadar ısıtınız ve bu ucu, taşın, kolyenin, tesbihin görünmeyecek ve değerinin düşmesine neden olmayacak bir noktasına, örneğin, ip,zincir vb. deliğinin kenarına veya imamenin dibine değdiriniz ve amberin yanıp yanmadığını, eriyip erimediğini veya herhangi bir tepki gösterip göstermediğini izleyiniz. Telin kızgın ucunu dokundurduğunuz noktaya burnunuzu yanaştırıp koklayınız. Eğer çam ve çam reçinesi kokuyorsa amber gerçektir. Değilse taklittir. Bu deneyin detaylı sonuçları ileride verilen “test matrix” kısmında detaylı belirtilmiştir. Bu bakır teli veya ataç’ı yanınızda taşıyabilir ve bir kibrit,çakmak vb. vasıtası ile dışarıdaki alışverişleriniz esnasında da kullanabilirsiniz.




2- YÜZME TESTİ

Bu test, amberin özgül ağırlığından faydalanarak gerçekliğini anlamak için kullanılır.Bu testi yaparken kullanacağınız amber; metal,plastik vb. bir zincir, kolyeye bağlı olmamalıdır. Çünkü bu takdirde bu sözü edilen objelerin özgül ağırlığı amberden farklı olduğundan,sonuçlar yanıltıcı olacaktır. Yine ileride verilen “test matrix” de bu konu ile ilgili detaylı sonuçlar açıklanmıştır. Bu testi yapmak için, içlerinde 1.çözeltide 1çorba kaşığı, 2. çözeltide 2 çorba kaşığı, 3. çözeltide ise 3 çorba kaşığı tuz olan ve her birinde yaklaşık 285 gr. Su olan 3 farklı çözelti kullanılmalıdır.

3- STATİK ELEKTRİK TESTİ
Ünlü filozof Tales, amber üzerine yaptığı çalışmalarda, amberin, küçük bir parça yünlü veya kadife kumaşa (yaklaşık 15 santimetrekare) kısa bir süre sürtüldüğünde, bir statik elektrik akımı oluşturarak, keten, kağıt, saman,kül gibi, küçük parçacıkları çektiğini saptamıştır. Oysa birçok taklit amberde bu olmayacaktır.

4- BIÇAK TESTİ
Demirin (Çeliğin) yine “moh” ölçeğine göre sertliği 5,5 dir. Bıçakla, yine amberin zarar görmeyecek,görünmeyecek bir yerini hafifçe kazıdığımızda,çok küçük parçacıklar veya toz döküldüğünü görürüz. Birçok cins taklit amberde ise, bu dökülme, kıvrımlar veya talaşlar şeklinde olacaktır. Bununla ilgili detaylı sonuçları da yine aşağıdaki “test matrix” de görebiliriz.


TEST MATRIX

GERÇEK AMBER
Tuzlu su deneyinde amber, sadece 2. ve 3. çözeltilerde yüzecek, birincide ise, (1 kaşık tuz olan çözeltide) batacaktır.
• Sıcak Nokta deneyinde amber,kolaylıkla yanmayacak, güzel bir çam kokusu verecektir. Ve dokunduğunuzda da hafif sıcaklık hissi verecektir.
• Kadife veya yün kumaş parçasına sürttüğümüzde, gerçek amber, statik elektrik akımı oluşturarak, yukarıda bahsedilen, kağıt,saman,keten,konfeti,kül parçacıklarını çekecektir.
• Gerçek amberin özgül ağırlığı 1,03 – 1,10 arasındadır.
• Batlık amberinin sertliği “moh” ölçeğine göre 2 – 2,5 arasındadır.
• Burma veya sıkma amberin sertliği 3 tür.
• Dominik amberinin sertliği 1,5 – 2 arasındadır
• Bıçakla kazındığında, amber, toz veya granül halinde dökülecektir.
COPAL ( HAM AMBER)
Copal de hakiki amber gibi kumaşa sürtüldüğünde, statik elektrik oluşturarak, küçük parçacıkları çekecek ve sıcak nokta deneyinde de çam kokusu verecektir. Ancak sıcak nokta deneyinde,sıcaklık bir miktar artırıldığında, dokundurulan noktada hafif erime, ve hafif yapışkanlık oluşacaktır. Amber gibi copal’in içinde de bitki ve hayvan fosilleri, kalıntıları görülebilir. Copal genel olarak, Afrika, Brezilya, Doğu Hindistan’da görülür. Bunun diğer bir çeşidi olan ve “kauri gum” adı verilen diğer bir sertleşmiş reçine türü ise Yeni Zelanda’da bulunur. Bunun özgül ağırlığı da 1,06 – 1,08 arasıdır.

TAKLİT COPAL ( Afrika amberi, Afganistan Amberi, Mısır Amberi, Papaz Tesbihi amberi)
Bunlar ise, tuzlu su çözeltilerinin her üçünde de hatta bazen tatlı suda dahi yüzeceklerdir. Renkleri, genelde, soluk sarı olup, zaman zaman bulanık kırmızı veya ateş kırmızısı ( ki bu ısıtılarak elde edilir) olabilir. Gerçek copal ise bu rengi alamaz, ısıtılamaz çünkü erir. Taklit copal’ler genellikle, sentetik olarak,çubuk şeklinde üretilir, kesilip şekil verilerek tane haline getirilir. Bunların taneleri,, renk, görünüm, şekil vb. açısından tümüyle aynıdır. Özellikle, fıçı şekilli taşlar, bunların uzun plastik çubuklardan kesilerek yapıldığını gösterir. Özgül ağırlıkları 1,05 dir.

SENTETİK AMBERLER
POLYBERN
Sadece 3. tuzlu su çözeltisinde ( 3 kaşık tuz atılan çözeltide) yüzecektir. Bu madde, gerçek amber yongaları, amber tozu ve polystyrene karışımından oluşmaktadır ve genellikle, amber tozları eritilip karıştırılarak yapılır. Kesitine bakıldığında 3 farklı aşama ve 3 tabak görülür. Amberin içine gömülü yongaların etrafında küçük hava kabarcıkları görülür. Sıcak nokta deneyinde amber gibi koku verir fakat, dikkatli bakıldığında keskin kenarlı (kalıp izli) bir toprak yığını, külçe görüntüsü verir. Çoğunlukla, Polonya ve kısmen de Alman yapımıdır. Görüntüsü güzeldir, ancak değeri gerçek amberin 1/3 ü kadardır.

POLYSTYRENE (PLASTİK – TERMOPLASTİK)
Her 3 çözeltide ve hatta bazen tatlı suda da yüzer. Kumaşa sürtüldüğünde statik elektrik oluşturur ancak, sıcak nokta testinde plastik kokusu verir, bıçak testinde ise, kıvrım veya talaş şeklinde dökülür. Özgül ağırlığı 1,05 dir.

CELLULOID (SELÜLOZ NİTRAT, SELÜLOZ ASETAT)
Her 3 çözeltide de batar. Sıcak nokta testinde kafuru kokusu verir ve hatta çoğunlukla tutuşabilir. Özgül ağırlığı 1,29 – 1,42 arasıdır. Bıçak testinde kıvrım veya talaş şeklinde dökülür. Eskileri, taklit amber olsa da, antika değerine sahip olabilir.

HORN (BOYNUZ)
Her 3 çözeltide de batar. Hatta yoğun tuzlu çözeltide de batar. Genellikle İrlanda kökenlidir ve papaz tesbihlerinde yer alır. Sarıya boyanarak, çoğunlukla küçük varil şekilli tanecikler halinde dizilir. Sıcak nokta testinde yanık boynuz ve yanık saç kokusu verir. Özgül ağırlığı 1,10 civarındadır.

BERNIT
1. ve 2. Çözeltilerde, bazen de 3. çözeltide de batar. “stres pulu” veya “güneş pulu” adı verilen, pul şeklinde tanecikler içerir. Çoğunlukla gerçek,” hareli amber” le karıştırılır. Bernit’ deki pulcuklar, genellikle kıvrık yapıdadır. Bazı bernit’lerde, bitki ve hayvan fosilleri bulunabilir ancak, bir büyüteçle baktığınızda, bu kalıntılardaki hayvanların, canlı iken, henüz ölmeden oluşturdukları, küçük hava kabarcıkları ve bacakları ile oluşturdukları, gerçek amberde bulunması gereken oluşumları göremezsiniz. Bu da içine sonradan, suni olarak gömüldüklerini gösterir, özellikle, aşırı büyük böcek fosilleri şüphe ile karşılanmalıdır.

SLOCUM (TAKLİT AMBER)
1.ve 2. , Bazen de her üç çözeltide de batar. Bloklar halinde satılır. Genellikle turuncu ve kırmızı renktedir.Hareli görünüme sahiptir. İçinde böcek kalıntıları ve kıvrımları görülmekle birlikte, bir büyüteçle baktığınızda, bu kalıntıların çok aşırı sık ve düzenli olduğunu görürsünüz. Sıcak nokta testinde meyve kokusu verir. Özgül ağırlığı 1,17, sertliği 3 tür.

BAKELITE
Her 3 çözeltide de ve hatta yoğun tuzlu su çözeltisinde de batar. Genellikle, kırmızı veya siyah renktedir. Çoğunlukla, 100 yıllık parçalarda dahi, aşınma, yıpranma vb. görülmeyebilir. Sıcak nokta deneyinde, keskin ve ekşi bir koku verir. Statik elektrik üretir ( kumaşa sürtüldüğünde) Günlük kullanımda bildiğimiz bakalitle aynıdır. Özgül ağırlığı 1,25 dir. Çok eskileri, taklit amber olarak antika değerine sahip olabilir.

CASEIN
Her 3 çözeltide de batar. Sıcak nokta deneyinde yanık süt kokusu verir. Çünkü sertleştirilmiş süt proteininden yapılmıştır. Kumaşa sürtüldüğünde statik elektrik üretmez, özgül ağırlığı 1,32 dir. Çok eski olanların antika değeri vardır.

CAM
Her 3 çözeltide de batar. Dokunulduğunda soğuk bir izlenim verir. Donuk bir renk tonu vardır. İki parçası birbirine vurulduğunda çatlayan cam sesi verir. Genellikle yüzeyleri traşlanarak satılır.



DİĞER TAKLİTLER

MEERSCHAUM
Özgül ağırlığı 1,10 – 1,20 arasıdır.

JET (SİYAH AMBER)
İnci, sedef, amber ve mercan gibi organik bir taştır. Linyit kömürünün bir cinsidir. Fosilleşmiş hali’dir. Vikingler bunu, “siyah amber” olarak tanımlamışlardır. Bizde “Oltu Taşı” adı verilen madde ve “Rus Taşı” adı verilen maddelerle büyük benzerlik göstermektedir. Çinliler, zamanla, doğal amberin bu “jet” adı verilen siyah taşa dönüştüğüne inanmaktadırlar. Özgül ağırlığı 1,10 – 1,38 dir.

ACRYLIC PLASTICS – PLEXIGLASS , LUCITE, PERSPEX
Özgül ağırlığı 1,18 - 1,19 dur.

TORTOISE SHELL (KAPLUMBAĞA KABUĞU)
Özgül ağırlığı 1,26 – 1,35 dir.
BİTKİSEL FİLDİŞİ
Süt amberi yapımında kullanılır. Özgül ağırlığı 1,38 – 1,40 dır.
MADEN KÖMÜRÜ
Özgül ağırlığı 1,40 dır.

FİLDİŞİ
Yağlı ve Süt amber yapımında boyanarak kullanılır. Özgül ağırlığı 1,42 dir.

MOH SCALASI

Minerallerin ve organik maddelerin, en çok kullanılan, standart, sertlik derecelendirme sistemi’dir. 1 den 10 ‘a kadar sertlik derecesi içerir. Örneğin :

1- TALK
2- ALÇITAŞI , JİPS
3- KALSİT
4- FLUORİT
5- APATİT
6- ORTOKLAZ
7- QUARTZ
8- TOPAZ
9- YAKUT
10- ELMAS


TERCÜME VE DÜZENLEME : Kaptan İLTERİŞ ÇATALPINARLAR

FARE ÖYKÜSÜ

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve
eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine:
"İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.
Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu
anladığında yıkılmıştı.
"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
bağırarak telaşla bahçeye fırladı.
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç
bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:
"Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil. Bana bir
zararı olamaz küçücük kapanın" dedi.
Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla
domuzun yanına koştu ve,
"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama,
"Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka
yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol"
dedi.
Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,
"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.
İnek ;
"Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni
ilgilendirmiyor." dedi.
Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü.
Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak
zorunda olduğunu anladı.
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik
farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı
ki birden bir ses duyuldu.

Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.
Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından
fırladı ve mutfağa koştu.
Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını
fark edememişti.
Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden
çiftçinin karısını ısırdı.
Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor,
zehiri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı.
Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız
ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.
Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu
herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.
Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.
Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.
Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki
çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi
ve öldü.
Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et
sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.
Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden
izledi.
Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile
karşı karşıya ise hepimizin aynı tehlikede olabileceğini
hatırlayalım.
Hepimiz yaşam denilen bu yolculukta yer alıyoruz.
Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve diğerlerini
cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız.



Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını
esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.
Mustafa Kemal Atatürk

BİR GÜN...

Bir gün...bir kozada küçük bir delik açildi...ve bir adam...bedenini bu küçücük delikten
çikarmaya çalişan kelebeği saatlerce seyretti...Sonra...kelebek sanki daha fazla
ilerlemek istemiyormuş gibi durdu...Sanki...ilerleyebileceği kadar
ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu....Ve adam...kelebeğe
yardım etmeye karar verdi...Eline bir makas aldı ve kozayı keserek deliği
büyüttü...Kelebek kolayca dışarı çıktı...Fakat bedeni kocaman ve
kanatları kuru ve buruşuktu...

Adam...kelebeği izlemeye devam etti...çünkü zamanla kanatlarının büyüyüp
bedenini taşıyabilecek kadar genişleyebileceğini umut ediyordu...
Fakat bu olmadı!..Gerçekte...kelebek ömrünün geri kalanını
kocaman bedeni...kuru...buruşuk kanatları ile etrafta sürünerek geçirdi...

Uçmayı hiç başaramadı...Adamın bu aceleci iyiliği içinde
anlayamadığı...bu kısıtlayıcı kozanın ve
kelebeğin o küçücük delikten dişari çıkmak için verdiği mücadelenin...
kelebek için gerekli olduğuydu...çünkü bu...Tanrı'nin...yaşam
sıvısının kelebeğin bedeninden kanatlarına doğru
akmasını sağlamak için bulduğu yoldu...böylece kelebek kozadan
kurtulduğu anda uçmaya hazır olabilecekti...

Güç istedim...
Ve Tanrı...beni güçlü yapmak için karşıma zorluklar çıkardı...

Bilgelik istedim...
Ve Tanrı bana çözmek için sorunlar verdi...

Zenginlik istedim...
Ve Tanrı çalişmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi...

Cesaret istedim...
Ve Tanrı üstesinden gelmem için bana tehlike verdi...

Sevgi istedim...
Ve Tanrı yardim etmem için bana sorunlu insanlar verdi...

İyilik istedim...
Ve Tanrı bana fırsatlar verdi...

İstediğim hiçbir şeyi elde etmedim...İhtiyacım olan
herşeyi elde ettim...