Lokman Hekim’e hastasını tedavi ettiren kişi, “Daha çabuk iyileşmesi için hastamıza ne yedirelim ne yedirmeyelim?” diye sorunca, Lokman Hekim şu cevabı verir; "Acı söz yedirmeyin de, ne yedirirseniz yedirin!"

29 Ocak 2009 Perşembe

Vatandas Türk Osman Osman Bey


Vatandas 'Türk Osman' Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin
alarmiyla gözlerini açti.
Puffy yorganini kaldirdi.
Hugo Boss pijamalarini
çikarip Adidas terliklerini giydi.
WC'ye ugradiktan sonra banyoya geçti.
Clear
sampuan ve Protex sabunuyla dusunu aldi.
Colgate ile dislerini firçaladi .
Rowenta ile saçlarini kuruttu.
Bill's gömlegini ve Pierre Cardin takimini giydi.
Lipton çayini içti.
Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri
izledi.
Citizen kol saatine bakti. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai
otomobiline bindi.
Blaupunkt radyosunu açarak, rock müzigi buldu. Agzina bir
Polo seker atti Sehrin göbegindeki Mega Center'daki ofisine varinca, Casper
bilgisayarini çalistirdi.
Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy' dan Nescafe 'sini
istedi.
Saat 10.00'a dogru açligini yatistirmak için Grisini yedi.
Öglen Wimpy's
Fast Food kafeteryaya gitti.
Ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye
indirdi.
C amel sigarasini yakip Star gazetesini karistirdi.
Aksam-üzeri is çikisi
Image Bar'a ugrayip JB 'sini yudumladi, sonra kösedeki Shopping Center'a ugradi.
Esinin siparis ettigi Persil Supra deterjan, Ace çamasir suyu, Palmolive
sampuan, Gala tuvalet kagidi ,
Sprite gazoz ve Johnson kolonyayi alarak kasaya yanasti.
Bonus kartiyla faturayi ödedi.
Hafta sonu esi Münevver'le Galleria'ya
giden Osman Bey, Showroom'lar dolasip Kinetix ayakkabi,
Lee Cooper blue jean satin aldi.
Aksam evde bir gazetenin verdigi TV Guide' a göz atan Osman
Bey,kanallar arasinda zapping yaparak, First Class, Top Secret,Paparazzi gibi
programlar izledi.
Ayni anda Outdoor dergisini karistirdi. Saat 22.00'ye dogru
Show'da Türk dili üzerine panel basladi.
Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu
kapatip yatak odasina geçerken, kendini mutlu hissetti.
' Ne mutlu Türk'üm diyene!'
diye gerindi ve uyudu.
Hala da uyuyor..


iyi uykular sevgili milletim

BAŞBAKANA AÇIK MEKTUBU...



MELİKE İLGÜN'ün BAŞBAKANA AÇIK MEKTUBU...
(www.gazeteport.com)

Ben politikacı değilim, olmaya da hiç niyetim yok.

Zira politik bile davranamam.
Hatta o hususta özellikle beceriksizim.
Ama size sizi anlatabilmek için,
Yaptıklarınızın ağırlığını anlatabilmek için,
Belki kendinizi görürsünüz diye, A-4 kağıdı büyüklüğünde bir ayna tutabilmek için, Politikacıların çok kullandığı o bildik cümleye sığınmak zorundayım.

Tarih sizi affetmeyecek Sayın Başbakan!

Sizi tarih gerçekten af-fet-me-ye-cek!

Çünkü siz,

Bu toplumu adına türban denilen bir kılıçla, kanata kanata, yara yara ikiye böldünüz.

"Velev ki siyasi simge, suç mu?" sözleriyle fitili ateşleyerek, meseleyi özellikle böyle kan davası noktasına getirdiniz. Söz verdiğiniz gibi kendinizden olmayanı da kucaklamak yerine tokatlamayı tercih ettiniz.

Kimse birbirini sevmesin, saflar derinleşsin, bıçaklar bilensin istediniz.

Ettiğiniz her lafla bilerek ve isteyerek nefret tohumları ektiniz.

Çünkü siz, öfkelisiniz.

Sizden olmayan herkese o yukarıdan bakan tavrınız aslında duyduğunuz korkunç öfkeyi maskelemek için. Öfkelisiniz.
Çünkü sevgisizsiniz. "Öfke de bir hitabet biçimidir" savunmasıyla ise sadece komiksiniz.
Öfke hitabet biçimi olsa da asla bir yönetim biçimi olamaz gerçeğinden bihabersiniz.
İşte bu yüzden öfkeyle kalktığınız gibi zararla oturacaksınız.

Çünkü sizin hırsınızın sonu yok.

Her yer, her şey sizin olsun, herkes sizden olsun istiyorsunuz. Sizden olmayana dayanamıyorsunuz. Sizi eleştirmelerine katlanamıyorsunuz. Bunca yıl her yaptığınızı şakşaklayanlara o kadar alışmışsınız ki, AB müzakerelerine gittiğinizde elinizde koca bir hiçle dönmenize rağmen Avrupa Fatihi diye manşet atanlara o kadar güvenmişsiniz ki, uçağınıza binenlerin hep sizi alkışlayacağına o kadar eminmişsiniz ki en ufak bir eleştiride çığırınızdan çıkıyor, saldırganlaşıyorsunuz. Bunca vakit sizi şakşaklayanların arka sayfalarındaki çıplak kadınları ise nedense şimdi görüyor ve kadınları kullanmaya alışkın zihniyetinizle günün güzellerini sivriltip sivriltip silah yapıyorsunuz. Oysa ne komik ki aynı gazeteler size Avrupa Fatihi diye manşet atarken yine aynı kadınları kullanıyordu.

Ama nedense bunu görmezden gelebiliyorsunuz.

Çünkü savaşta herşeyin mübah olduğu bir ekolü temsil ediyorsunuz.

Çünkü siz dinin de dindarlığın da bir tek sizden olanlara ait olduğunu düşünüyorsunuz.

Sizin için inanmanın tek şartı başını örtmek.

Çalan da,
çırpan da,
yiyen de,
yediren de,
satan da,
sattıran da
türbandan yanaysa onu üstün tutuyor,
üstün olduğuna inanıyorsunuz.

Herbiri bilmem kaçyüz dolarlık has ipek örtüler takmış eşlerinizle İslam birtek sizinmiş gibi davranıp,

ulema kesilip

büyük kalabalıkları saf, temiz ve yürekten inancından soğutuyorsunuz.

İslamiyeti kendinize mal ediyorsunuz.

Yanlış yapıyorsunuz Sayın Başbakan.

Yanlış yapıyorsunuz.

Çünkü siz gerçekleri konuşmak yerine mazlum edebiyatı yapıyorsunuz.

İşler sizin için biraz ters gittiğinde o yanık sesinizle ve izanınızla ve insafınızla ve adabınızla ezilmiş halk kahramanını oynuyorsunuz.

Eğer ezilen halkın kahramanı olmaksa niyetiniz , sizin ve şürekanızın gemilerini, villalarını, bitmek bilmeyen dünyalıklarını nasıl açıklıyorsunuz?

Bu halk bir torba kömüre,
iki dize şiire birini halk kahramanı yapar diye düşünüyorsunuz.

Çünkü aç.

Çünkü çaresiz.

Çünkü kimsesiz.

Ama ya "Gayrık yeter" derse, ya birgün gözü açılır da o bir torba kömür için kimlere ne tavizler verildiğini görürse…

O bir torba kömür için çekilen peşkeşleri farkederse…

"Neden ben elektriğe bu kadar para veriyorum?"

diye sorarsa…

Benzinin neden bu kadar çok pahalı olduğunu merak ederse…Hani olur da birgün gözü açılır da gerçekleri görürse…

Hiç mi korkmuyorsunuz?

Dedim ya sizi tarih affetmeyecek Sayın Başbakan.

Siz ki haktan, hukuktan, kul hakkından korkmazsınız.

Ama tarihten korkun Sayın Başbakan.

Çünkü ellerinizde Türkiye'nin kanı var.

Ellerinizde türbanı kılıç yaparak kanata kanata, yara yara ortasından ikiye böldüğünüz Türkiye'nin kanı var.

İşte bu yüzden tarih sizi hiç affetmeyecek Sayın Başbakan.

Hiç af-fet-me-ye-cek...

SELAMLAR

Ysa lan Yasa Tadini cikar hayatin....


Yirmi yasina kadar Hayati ogrenmeyenin Otuz yasina kadar evlenmeyenin Kirk yasina kadar koseyi donmeyenin. Elli yasina kadar olmeyenin Isi cok zor.


Horoz otsun otmesn, Sabah mutlaka olacaktir.

Sise tipayi, Sarap kupayi, esek sopayi sever.

Insanlar topraktan yaratilmistir, her an camurlasabilirler.

Basimizdan gecenlere degil, Kafamizdan gecenlere icelim.

Dunyada oturarak ba$ariya ulasan tek canli tavuktur.

Esek nereden bilecek ki zevki sefayi; SOR bakalim hic cekmismi kafayi?

Dunyanin en cesur yaratiklari insanlardir., Oleceklerini bilerek ya$arlar.

Madem dunya hic, Gece de Ic gunduz de Ic.

Sarabin adi kotuye cikmis, Tadi hos, Hele bir guzelle icersen, Daha bir hos.

Eger sana icki dokunuyorsa, Sen de Ickiye dokun.

Yemekten sonra mutlaka sicak birseyler içiniz...


Bu yazı sadece öğünlerden sonra sıcak su içme
konusuna değil kalp krizi risklerine değinmektedir. Çinliler ve Japonlar yemeklerinden sonra soğuk su değil sıcak çay içerler. Belki biz de yemekten sonra sıcak bir şeyler içme alışkanlığımızı onlardan edindik.Eğer yemeklerden sonra soğuk şeyler içiyorsanız bu yazı size hitap ediyor. Yemekten sonra soğuk bir şeyler içmek sizi rahatlatabilir.
Ancak tükettiğiniz soğuk su katılaşarak yağlı bir madde haline döner ve yavaş bir şekilde sindirilir. Bu asitli tepkime bozularak bağırsakta katı
maddelerden daha hızlı bir şekilde emilir. Bir kısmı bağırsağa yapışır.Kısa bir süre sonra tamamen yağ haline döner ve kansere yol açar. Yemekten
sonra sıcak su veya çorba içmek en iyisidir.
Kalp krizi hakkında önemli birkaç bilgi - Kalp krizi belirtisi her zaman sol kolun uyuşması değildir. Çenedeki şiddetli ağrıların da farkında olun.
İlk göğüs ağrınız kalp krizi sırasında gerçekleşmez. (Daha önce mutlaka göğüs ağrınız olmuştur) Mide bulantısı ve şiddetli terleme de önemli kalp
krizi belirtilerindendir. Kalp krizi geçiren insanların %60 ı uyurken ölür.Göğüsteki ağrılar sizi uykudan uyandırabilir. Lütfen dikkatli olun ve olanların farkına varın.

Bir kardiyoloji uzmanı diyor ki; Eğer bu mesajı okuyan herkes arkadaşlarına gönderirse bir hayat kurtarır.